man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Etiket: "Yasemin Üstünsoy"

Nemeçsek Öldü

Mezarlar ki içlerinde kendine yeten devrimler çeker gider
Yeminli şiirler yazmalı mezar taşına, sevmeli.
Şiir dediğim nedir ki meryemana?
Köpürerek yok olan sabundan başka

Adını büyük harflerle yazmak için sebepler biliyorum
Olağanlaşmış ellerim fakat.
Ayağıma ördüğün çoraplar var meryemana
Başıma oldular, yazıklar.
Yankılarda aramam seni, yine de
Ne zaman hızlıca sallanan bir salıncaktan atlayacak olsam
Aklıma sen geliyorsun;
İman ediyorum özgürlüğe
İki kez: Bir senin bir benim için.

Sesinin telaşlarıyla aşılır bu yokuş.

Sarhoş sakallı
Olmamış kirazlı bisiklet tamircisi,
Ekmek sandıklarında merdivenler
Hamakta kedi uykuları

Çocukluğa inmek pek gereklidir/sesinin dinginliğiyle inilir bu yokuş

Dehlizlerim bize kalsın…
Ben şimdi çekileyim bir köşeye, şu köşeye.
Afili bir kaç lanet okuyayım düzene
Derunumdan bir küfür savurayım sırayla
Meşrulaşır ve anlayışla karşılanır
Ne hissettiysem
Düzenle ve sırayla.
……………………………….
Öyle bir küfür bilmiyorum.

Çaresizlik dediğin budur\Şiir dediğin nedir?

Sana dünyanın en kıymetli gözyaşlarını toplayacağım meryemana
Kıymeti yoksa neden ağlıyorsun?

MUTLAK DEĞER

Hükümsüz, böceklenmiş, ısmarlama laflar
Allah şahit ya
Islah oluyor ellerinde.
Ve gölgeler var yüzünde
Ve onların damarları
Firavun bile medet umuyor bu acayiplikten.

Şefkatin;
Sabah yeni uyanmış
Hasta bir çocuktan mülhem.
Başın hep önde
Gökyüzünü bilmiyorsun belki de , gökyüzü candır!

Denize savrulmuş şiirleri
Sen
Biliyorsun.
Haykırıyorsun meydanlarda, sırılsıklam
Sın.
Ver elini!
Doğuya gidelim,
Şiirden daha çoktur doğu.

Hudutsuz anlamlar yükle(ni)riz.
Samyelinin gölgesinde
‘Başımızı eğip’
Karşılıklı duran iki ayna arasında ki
Sonsuz görüntülerin üzerine
Uzunca düşünürüz.
İnkılap çiçekleri sularız yıkılmış köprülerde
Sen seversin.

Sersem olmak
Çölde su bulmak*
Terk etmek bir devleti
İyidir
Gidelim.

“Allahu ekber” diye haykırmak için sebep mi gerek?
İçleri merhamet dolu balonlar
Patlasa…
Ziyanı olur mu?

*çölde su bulunduğunda hissedilen şey tam olarak “mutluluk” değildir.

BİR GEÇ-MİŞ, BİR GEÇMEMİŞ..

Bildiğini bilmediği duygularla yürür insan “GEÇ-MİŞ”E..

Hazırlıksızdır çoğu zaman.O kendi hayhuyuna bırakılmış yaşanmışlıklar yapışıverir hemen insanın paçasına.Sen güzellikleri hatırlayayım dersin,dersin ama kuruntu varsa serde; kolay kolay kopmaz o ezanın ipleri..

Tamamlanmamış hikayelerin,kafanda kurduğun belli belirsiz sonları bent olur çoğu zaman umuda.Ama Allah kuluna kafi değilmi??

Bir romanda geçer “Esas itibariyle bedbin mizaçlı bir organdır beyin,ne zaman iki zıt ihtimal arasında tereddütte kalsa ,olumsuz olana meyleder daima”

Geçmişi evhamlarla hatırlamakta beynin bu bedbin mizacından kaynaklanıyor olsa gerek vesselam…

Çocuklar;
Geçmişleri geleceklerinin yanında henüz bir hiç olan çocuklar!

Mutludurlar…

Geleceğe dair evhamları da yoktur, çünkü evhamın ne olduğunu öğretecek geçmişleri yoktur. Tecrübe denilen iki yüzlü ucube güvenlerini soldurmamıştır henüz..

“EBE”den kaçarken aynı yere saklandığı arkadaşı “çömlek patladı” hilesini teklif ettiğinde şüpheleri yoktur birbirlerinden…Masumca değiştirirler renklerini,isimlerini…Geri alamama ihtimalinden haberleri bile yoktur..

Biz;
Geçmişin beynimize kazıdığı her şüpheyi bilir, “gelecek”in geleceğinden hep korkarak yaşarız..

“EBED” den kaçarken ,sinsi hileleri daha teklif edilmeden kabul etmiş, değiştirmek bir yana düşüncesizce ( belki de aptalca) feda edivermişizdir; kimiliğimizi,ismimizi,sevgimizi…

Geri alma ihtimalini bile bile almayarak üstelik!

Doğrusu “Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!!”

Geçmişi silip atmaktan mı bahsediyoruz?? Asla!

Öğüt: sakat bırakmasın geleceğini hatalar,pişmanlıklar! Ve vazgeçin günahların sorumlusunu aramaktan;tek sorumlusu sizsiniz.

Ben hep böyle yapıyorum(!)

Allah’ım bende öğüt alamıyorum ve geçmişimle uzlaşamıyorum.

Allah’ım geçmişime, Sana sığınmayı nasip et..

Bu yazı da geçti gitti, Rahmetinle muamele et..

Eder misin Allahım?? Lütfen, lütfen, lütfennnn.

Amin.