man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Etiket: "söz"

S/özcükler..

Dilimiz(l)e dokunan sözcüklere karşı ne kadar ciddiyiz?

Kullandığımız sözcüklere karşı ciddiyetten bahsetmek çok garip olmasa gerek.. Aslında insan, kendisine sunulan her nimetten sorguya çekilecekse, ortada bir ciddiyetten bahsetmemek garip olmalı değil mi?..

İnsanın sözcüklere verdiği önem, hayatına verdiği önemle paralel bir zeminde ilerler.. Böylece insanın hayatı başkalaştıkça, kelimelerinin de başka bir hale büründüğünü görürüz.. Bu durum olumlu veya olumsuz böyledir. Fakat son zamanlarda olumsuz yönde değişimlerle o kadar çok karşılaşıyoruz ki.. Elhâsıl, “o kadar yapaylaşmışız ki, dilimizdeki sözcüklere de sirayet etmiş bu halimiz..”

Sözlükler “insanlar tarafından yapılan” anlamını veriyorlar yapay kelimesine.. Biraz daha derine inersek, kök olarak “yap” maktan ileri gelip yan anlam olarak yapmamayı ifade eden bir kavram çıkıyor karşımıza. Bu anlamda yapay, hakikatin başkalaşmış halidir, yepyeni bir inşadır… Elbette bu yepyeni oluşumdan faydalanmak isteyen insan da (yani hakikate tabi olmak isteyen insanın özü) bir başkalaşım geçirmek zorundadır.. Bunun için yeni, yapay bir öz inşa etmek gerekir yapay bir hakikat için. Bu ise var olan fıtratın bozulmasıyla mümkündür. İşte kainatta bozulan onca şey, yapılması mümkün olup yapılmayanlardan dolayı, bir başka şekilde ifade edersek, sorumluluğumuzu yerine getirmemektendir..

Dikkat edersek fıtratlarımızın/özümüzün bozulması, aynı zamanda kelimelerimize de uzanan bir yelpazede hayatımızı etkiliyor. En güzel kıvamda yaratıldığı bildirilen insan için fıtrat, insan hayatına yön verecek potansiyelin gizli olduğu tohumu temsil eder. Fıtrat tohumu geliştikçe insanın yetileri dallanıp budaklanır yani zihinsel faaliyetleri olgunlaşıp meyveler vermeye başlar. Fakat fıtratımız vahyin güneşini tam almadıkça amellerimiz/düşüncelerimiz/eylemlerimiz olan meyveler ham olmakta, olgunlaşamamakta ve tat vermemektedir. Hatta çürümeye terk edilmişcesine fıtrat ağacımız unutulmaktadır..

Tekrardan ilk duruma dönelim; insan, diline dokunan sözcüklere karşı neden bu kadar ilgisizdir?

Fıtratını zedelemiş insan, özüne kayıtsız kalır. Sözcükler ise insanın özünün şekillendiği tasavvurdan nemalanır. Yani özüne ilgisiz bir insan, tasavvuruna karşı da ilgisizleşir. Bu süreç, başta eylemleri olmak üzere insanın hayatını etkiler.. Ve sonrasında imgelerin sözcüklerden önce var olduğunu ve düşüncelerinin bu imgeler üzerine inşa edildiğinden habersiz olan insan, imgelerine de yabancılaşır.. Bu da doğal olarak kelimelerine yabancılaşması sürecini ortaya çıkarır.. Ve insan, sözün önemine kulak vermemeye başlar.. Ağzından çıkanı kulağı duymaz bir hale gelir..

Sözün özü, insanlar o kadar yabancılaştı ki kendilerine, dillerine dokunan sözcükleri dahi tanıyamaz oldular.. Ve kendileriyle birlikte sözün değerini de düşürdüler..Ne kadar da acı değil mi?..

Serzeniş

Susun,
Çok sesli kalabalıklar, susun!
Ve kulak kesilin bir çift sözüm var,
Nursuz yüzünüze tokat:
Kararttığınız pespaye ruhlara inat,
Filizlenen bahçeler dolusu çiçeklerimiz var.
Bayat sözleriniz mi sanat?
Bakın göğe yükselen
Şu s’özler bizim!
Takınmış inciden
Süslemeli bir çift kanat.
Susun!
Söz sanat,
Bir hecesi bilmem kaç milyon kırat?
Susun, söz nimettir söz sanat!
(2 Ağustos 2009)

“Bütün güzel sözler O’na yükselir”(Fatır,35/10)

sözden söz açmak

sözden söz açmak

 

çiçek kokan bir söz bu’l

sana seslenen bir söz bu’l

seni düşünen bir söz bu’l

zor günler için bir söz bu’l

hediyelik bir söz bu:

İçinde sevinç olan

dua olan

yol olan

yoldaş

bir söz bu’lunsun!

 

(mab)