Etiket: "İETT"
İETT, Sevdik Seni Bir Kere!
“İETT 9 ay sonra yeni bir ulaşım zammını uygulamaya soktu.”
ozguracilim.net/bikmadan-zam/
İETT yıllardır yerinde sayıyor!
Çoktan şirketleşme hamlelerini tamamlayıp yolların kralı olmalı idi. Kâr paylarını arttırmalı, yabancı şoförler transfer etmeli, borsalara girmeli ve bizi hakkımız olan Avrupa yollarında temsil etmeli.
Neden Lüksemburg’un toplu taşıma ihalesini alamaz ki, neyi eksik? Geri bırakılmış ülkelerde, mesela Hindistan’da bütün okul servislerini alabilir. O vizyon İETT’de var.
Bir ek iş, ek gelir imkanı olarak yine, uzak doğu ülkelerinde ‘havaş’ ulaşımı sağlayabilir. Sadece akbil’den kazanmak yoluna gitmesi yeterli gelmiyor besbelli. Reklam ve tanıtım filmleri ile firmamız gücünü ve tanınırlığını dünyaya ilan etmeli.
Atatürk’ün de dediği gibi, yollar yürümekle aşınmaz belki ama yollar kazandırır! Hayatta önemli olan yola çıkmaksa İETT her daim orda olmalı, yolun başında! Her köşe başında, pınar başında, ocak başında!
Güreş nasıl ata sporumuzsa İETT de o denli atalarımızdan kalma bir firma.
“Hani onlara taksilere, minibüslere binin denildiğinde, ‘Hayır’ demişlerdi, ‘La havle, biz ancak atalarımızın araçlarına bineriz!”
Çocuklarımız bu bilinçle yetişmeli ve karne aldıklarında 28 liralık pullar da satın almak suretiyle İETT’mizi desteklemeye gönüllü olmaya, yani daha o yaşlarda, teşvik edilmeli, itilmeli, yuvarlanmalıdır!
Mersedes, Ford gibi küresel rakiplerin bireysel ulaşımı özendiren “karı kızlı” reklamları toplumun toplu taşımaya olan inancını zayıflatmış, gençlerimiz yozlaşmış, otobüse binme oranlarında ciddi düşüşler yaşanmıştır. Şu kadar ki bazı hatlarda toplu taşıma araçlarımız durma noktasına gelmiş, morali sıfıra inen bazı toplu taşıma araçlarının bu duruma bozulup, durduğu gözlemlenmiş. (70 KY, 18oNo bunlardan bazıları)
İETT patronları şunu bilmeli ki çocuklara İETT sevgisi 6 yaşına kadar verildi verildi! (7 çok geç!) Peki sorarım size, şoförlerimiz tarafından toplu taşıma araçlarına binen yavrularımıza şimdiye dek ne verildi!? Bir şeker olsun, bir maskot teker olsun, verilebilir. 4 yaşından küçüklere ücretsiz geçiş hakkı tanıyan oyuncak akbil veya İlkokulda karnesi hep ama hep beş olanlara yıl sonu 50 geçimlik, ‘full geçim’ akbiller hediye edilebilir. İETT Stratejik Teşvik Alt-üst Kurulu bünyesindeki AR-GE, VAY-BE gibi birimler daha çok proje üretmeli.
Demek istediğim, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemeli.
Diyanet ve Genelkurmay bu devletin emrinde değil mi!? Onlar da el atmalı, bu milli kalkınma ham’lesine katkıda bulunmalı.
Askeriye’de dağıtımlar yapılınca, erler gidecekleri yerlere İETT araçları ile götürülmeli ve araçlardan inince toplaştırılıp yeminler edilmeli : ‘Tanrımıza selam olsun! İETT’miz zengin olsun! Yolumuz Açık olsun!’
Diyanet yılda üç beş cuma hutbesini gündeme kapılmaksızın –zaten biri İETT haftası içinde olur- toplu taşımaya ayırmalı. ‘Peygamberimiz bugün yaşaya idi toplu taşıma araçlarına binerdi, o kamuyu ve ümmetini düşünürdü’ gibi, doğrudan dini misallerle halkta bir İETT sevgisi, bağımlılığı yaratılmalı.
Sonuçta kamu eğitiminin amacı kamunun oyunu oluşturmaktır ve şu soruyu sordurmaktır: Sen ey makbul vatandaş, bugün devlet için ne yaptın?
- Ben bugün akbil doldurdum!
(Dün de doldurmuştum, yarın da dolduracağım!..)
İstanbul’da Toplu Zulüm Araçları
İşe gidiş ve işten dönüş saatlerinde bu kentin toplu taşıma araçlarında yaşanan utancı nasıl kelimelere dökmeli; gidermek, hiç değilse hafifletmek adına hangi yolları denemeli?
Denemeli ki bu büyük vebali taşımayalım “biz insan taşıyoruz” diyenlerle birlikte.
Bir kasa dometes gibi gidiliyor belli zaman aralıklarında ki bunu islam’a anlatamayız!
Sözde mecburi bu sınır ihlali, utanma duygusunu ciddi oranda zedeliyor, ahlak’ı barındırmıyor, haram bir daire içine alıyor sizi.
Hanımının veya kız kardeşinin öyle bir ortamda olduğunu düşünemiyor müslüman.
Erkekleri bir kenara koydum, bayanların ‘ister istemez’ yaşadıklarına taciz demeyelim hadi, “çok ayıp”, “çok kötü” diyelim, ne değişecek!?
Şahsen bu zulme maruz kalmamak, böylece birilerine zulmetmemek için elden geleni yaparsınız, hiç olmadı bu kenti terk edersiniz, ama buna şahitsiniz!
Utanıyorum!
Milyonlarca insan, kardeşlerimiz bu kemiren gerginliği yaşıyor her gün.
Aklıma geldikçe üzülüyorum.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi sorumluluk alanı içinde bir yerden bir yere ulaşabilmekten daha büyük sorun oluşturan bu duruma çözüm bulmak zorunda.
























