man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Etiket: "Geçmemiş bir Kadir Gecesi daha! :)"

SAHURDA EYÜP, EYÜP‘TE (A.S.) SABIR

Saat 02:30 u bekliyoruz heyecanla. Teravihler kılındı ve arkasından birkaç gönüllü mutfağın yolunu tuttu. Kendileri ve kardeşleri için sandviçleri hazırlamaya. İş bölümüyle kısa sürede her şey hazır. Saat daha 00:00. Nasıl geçecek bu saat? Evet, en iyisi Kur’an okumak. Uyuyanları zamanında uyandırmak üzere biz birkaç kişi nöbete kaldık, yoldaşımız mübarek Kur’an. Gözler kapanmaya başlayınca abdest tazeleyip okumaya devam. Bir süre sonra pes ettim bende, yarım saatte olsa gönlünü yaptım uykunun.

Saat 02:00. Bir koşturmaca evin içinde. 15 kişi bir oraya bir buraya koşturuyor. Sahura da daha var, bu hareketliliğin sebebi ne? Servis gelecekmiş. 02:30 da hareket varmış. Şoförümüz Eyüp amca ile Eyüp Sultan’a sahura. Bir ilkti benim için. Sabah namazına gelmiştim evet ama sahura ilk defa. Eyüp amca da ilklerimin arasında tabi, hoş bir tevafukla.

Kıta atlamamıza rağmen yarım saatte ordayız. Ve sahurumuzu yapabileceğimiz bir yer arıyoruz. Her yer dolu. Ciddiyim yerler bile doluydu, zor yürüyorduk. İğne attım düşmedi. Düşecek yer yoktu çünkü. Neyse bulduk bir ağaç dibi ve belki de en güzel sahurumuzu yaptık on beş kişi. Acele acele yiyip, yedek sularımızı yanımıza alıp camide yer kapmaya koştuk. Gerçekten bu koşturmaca hali hâkimdi üzerimizde, camiye girip oturana kadar evdeki hızımızla devam ettik koşturmaya.

Saat 03:30. Camideyiz. O manevi atmosfer harika bir şey. İnsanı alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Müslüman olduğuma ve bunu yaşama gayreti içinde bulunduğuma, bu lezzetleri yaşayabildiğime şükrediyorum. O koşturmacanın üstüne biraz oturup dinleneyim diyorum ama nafile. Arkadaş cüzünü çıkarıp okumaya başlamış bile. Elimizde cüzlerimiz ezanı bekliyoruz.

Bir süre sonra bir Kur’an sesi geliyor kulağıma. Mukabele okunuyor. Hoca okuyor, biz okuyoruz, diğerleri okuyor. Kabe’de olduğumu hayal etmeye çalışıyorum. Bu Kur’an sesleri hiç bitmesin istiyorum. İmsak giriyor. Caminin dışında ezan, içinde Kur’an. Bir süre sonra cüz bitiyor ve…

Namaza geçiyoruz. Uzun tutuyor kıyamı imam. Daha da uzun olsun istiyorum. İçimdeki o huzur hemen bitmesin. Rabbim’in huzurunda biraz daha kalayım, kalalım, hep birlikte. Namaz bitiyor.

Dua vakti. Sabah namazlarına daha önce gelenlerin methettikleri dua. Sabırsızlıkla bu duayı bekleyen kardeşlerimiz var. İmam dua için türbenin yanına davet ediyor cemaati. Bir dua yapıyor ki gönüller coşuyor, gözler yaşarıyor. Dualar o günün, Kadir gecesinin de hürmetine ediliyor. Amin deniliyor hep bir ağızdan. Amin diyor cümle alem. Gökyüzüne salınıyor amin balonları.

Dua da bitiyor. Ve dönüş için aranıyor Eyüp Amca. Eve dönüyoruz ve o geceyi, Kadir gecesini daha güzel ihya edebilmek için uzun bir uykuya dalıyoruz. Ki gece uyumayalım…

Güzel bir sahur… Güzel bir namaz… Güzel bir dua… Rabbim kabul etsin. Ve bir daha ulaşabilmeyi nasib etsin bu güzel aya, Ramazan’a…

Yazı bitti geleyim başlığa. Bu yazıya bu başlık ne alaka diyeceksiniz, biliyorum. Hemen anlatayım. Ben Eyüp Sultan ile Eyüp (a.s.)’ı aynı kişi zannederdim. O yüzden Eyüp Sultan’a gittiğim zaman Eyüp (a.s.) aklıma gelir. Eyüp (a.s.) deyince de sabır. Ve 2.lem’a dan öğrendiğim Eyüp(a.s.) ve sabır hakkında bir sürü mana tefekkür alemimde döner dolaşır. Eyüp Sultan’dan bahsetmişken, Eyüp (a.s.) dan bahsetmemek olmaz deyip, bu sabır kahramanına baş köşeyi verdim, yakışır.

Son olarak bu Eyüp’lere şimdi bir de Eyüp amcamız eklendi, ben ne yapıcam bakalım? : )