Etiket: "geçer not aldı :)"
deli saçması
yürürken düşünmek beni öldürüyor
ve bir gün delirirsem
bu yürürken ve bağırarak olacak
çünkü inanmıyorum bir kadının
güzel olmayan tek bir karışının var olduğuna
ve de inanıyorum denizin her karışının
deniz olmadığına
ve haliçten her otobüsle her geçişimde
cama yapışacak gibi oluyorum
noktaların önemini de ol- ve öl- yazınca
tekrar tekrar farkediyorum
laf olur ki günahtır/ küfür bazen susmaktır/ ne kafirim ne zalim/ günah bir yakacaktır
resulullah dedi ki:
-ümmetim hatada ittifak etmez
arkadaşım dedi ki:
-suriyede bir çocuğun
(…)’i
kesmişler bugün
neyini,
duyamadım gürültüden
bas bas bağırıyordu televizyon
dayım
başka bir arkadaşım
ve bir parti otobüsü:
-başbakan, her kesimi kucakladı
izmir’de, nato üssü manzaralı evler
ve incirlik’li karpuzcular soruyor:
-başbakan herkesi mi kucakladı
arkadaşım sesini yükseltiyor:
-suriyede bir adamı tehdit etmişler
gözünün önünde kızlarını
gözünün önünde (…)iz diye
hile var! diye bağırdı biri
gene duyamadım
çok pusula, az yön
çok oy, az seçmen
yenmeyen çokça da karpuz varmış
halk cahil, islamcılar marjinal
kıçıldaroğlu dürüst, erdoğan müslüman adammış
resulullah dediyse, vardır bir bildiği
ve sineklerin ümmetten olduğuna inanmıyorum
işbu halde,
bunlar olurken, onlar ölürken
siz ne (…) yiyorusunuz
diyorum
ama duyulmuyor haberlerden;
yakında mağazalara şeriat
camilere yeni kreasyon gelecekmiş
ve gıcır gıcır bir yığın istatistik
aliyyül ala!
recep bey bir kesimi de bana bırakın
merhamet etmeyene
merhamet olunmazsa da
zalimleri ben kucaklayayım
kefaretten biraz
Zaman mı, o da neymiş?
Referans noktasını kim ıspatlamış da
Önce ve sonrayı var etmiş?
Ah ki hiç anlamıyorum bu gündelik kavramları
Firar edeyim diyorum, Allah da gündelik değil
-hem onu da tam anlayabilmiş değilim, bakmayın-
Eğerçi -e gerçi işte- ebûlardan bir bekir
Bu mevzuya su serpmiş, geçelim babacığım
Müsaade zihniyetli Müslümanlığı içime sindiremiyorum
-ben sindirsem içim; ha bu vicdanım sinmiyor-
Gene düşün hızında yazmaya kalkmışım
İdrakın yetişemedi kaptan biliyorum
Şöyle izah edeyim:
Hani siz zenginleşirken, yağ bağlar-göbek tokuştururken
Biri sitem ettiğinde diyorsunuz ya
“Sahabeden de zengin vardı, Resulullah azarlamadı.” diyorsunuz ya
“Demek ki müsaade var” diyorsunuz ya içten içe
-heh az evvelki müsaade zihniyeti tezahürü bak gördün-
İşte biz bir şeylere meftun Müslüman adayları buna sevinemiyoruz
Çünkü biz düşünürken;
Resulullah -hani şu elleri ve ayakları olan, toprağa yalnayak basan
su içen, gerektiğinde hacetini gideren, terleyen, koşan
ve ağlayan! adam var ya, epey tebessüm eden
hani “komşunuz açken tok yatmayın” falan diyen
hani “utanmak imandandır” diyen adam var ya işte o-
olsa diyoruz, ne yapardı?
O olsa diyoruz, Resulullah; ne yapardı?
Bu sebeple sindiremiyoruz, sinemiyoruz
Ve anlayacağın, boğazımızdan her geçen lokmada
Köpek gibi tırsıyoruz hanım kızım
Köpek olsak tırsmazdık, gözetmezdik iktisadî adaleti
Ama biz insanız ki
Bakara suresi otuzuncu ayete her rastladığımızda
Köpekler gibi tırsıyoruz.
Bırakalım babacuğum bu işleri
Tarihi ele alalım,
Batıya sevdamızı düşün
ve mahkumiyetimizi çoğu zaman
Yani diyorum ki; “toplumsal evrim”
Bizimki hangi aşamada dersin, başlamış mıdır?
-sancılarımızın kaynağıdır bu diyorum-
O malûm Batı, insan suretine kadar gelmiş bize söverken
Bizim devlet algımız, iktisad politikamız, siyasi üslûbumuz
Homo habilis’e kadar varmış mıdır?
Misali evrimden verdim sana yabancı geldi dayıcığım
Ah ama biz bunu bile çözemedik ki!
Bu bahsi de kapatalım bir devrime kadar.
Ah benim cahil ve mesud sevgilim
Sana yemin ederim ki, -hem de besmeleyle-,
O kaybettiğimiz zamana yemin ederim ki
Alayımız hüsrandayız.
Ann Cennetleri
annemi seviyorum
ve bu beni ağlatıyor
allah’ım anneme bakıyorum
anneme öylece bakıyorum
görüyorum ki henüz yaşıyor
aman ne yaşamak!
diyorum bu bir gün ölecek
benim annem bile ölecek
hatta belki erkenden
anneme bakıyorum annem ölecek
diyorum bu cennet çok güzel bir yer olmalı
annemden bile güzel olmalı
annem cennete dolmalı
Mektup*
burada havalar çok ılık baba, canımı sıkıyor
yani her şey o kadar süt liman ki
hiçbir akla düşmüyor unutulmuş doğrular
ve parlak ciltlerin, plastik kapakların arasında kalmış
vahiy
ah bir şems yok ki leyl âna hakim
ah bir kar yok ki kafamızı gömelim
varsa yoksa denge
allah’ım, bu ne dingin, bu ne durağan hava
burada havalar ılık, çok canımı sıkıyor baba
yani o kadar ılık, o kadar ılık ki
bir iki fırtına peydah olsa, fena olmaz diyorum
belki de ufak bir zelzele
kaldırır mı bizi dersin, konforlu yataklardan
çünkü burada yatan bir amca var ve bana dedi ki:
“allah bana vermiyor, ben de yatıyorum.”
burada canımı çok sıkıyor baba ılık havalar
hava değişimi hasta eder insanı, ‘cihan’ bilir
e sıcak ve soğuk böylesine dengedeyken
havalar böylesine “ılımlı” iken
nasıl yatalak oldu koskoca ümmet
burada ılık havalar o kadar çok ki baba, canımı sıkıyor
yani ne üşüyen var, ne yanan -sanki-
halbuki söylendi onlara:
“çoklukla böbürlenmek sizi o kadar oyaladı ki” diye
evet evet! ben şahidim, insan gerçekten nankör rabb’ine karşı
ve seviyorlar serveti, malı çok seviyorlar
müslüman ha bunlar!
e çıkarın mızraklardan da, bakın tekasür’e, bakın adiyat’a
bırakın mal saymayı da açın hümeze’yi, açın açın
fetihtir açmak
babacığım, bu ılık havalardan o kadar çok var ki burada
yani bu bizim “yeşil”lik sandığımız
akıntısı durmuş bir pınarın yosunları değil mi?
baktım satır aralarına: “allah zengindir” denmiş
vallahi ben korkarım; bir şehadet parmağının
beni zengin diye göstermesinden
çünkü o yatan amca bana dedi ki:
“ben yatıyorum da bunlar kendilerini allah zannediyorlar.”
baba, bir hava bu kadar mı can sıkar
şu yedi tepenin de zirvesi altın kaplama
ah bir de eteklerini görsen baba!
o tozu toprağı yutanları, bir gör sen
aralarda sıkışmışım; üstteki tekmeliyor
alttaki asılıyor paçama, yukarı geçmek için
of bu ne kokuşmuşluk, bu ne keşmekeş ulan
ama yakında öyle bir vuracağım ki yedini de göğsünden
yerle yeksan, düzülecekler günü gelmeden
aha baba yağmur çiseliyor sanki usul usul
bana lâf yetiştiren amca ortalıkta yok
biri kendi malından vermiş diyorlar; minnetsiz, mükâfatsız
“bana yalnız rabb’in rızası gerek” demiş hemi de
bunca realite ortasında, bu manyaklık da neyin nesi
baktım “gece” 21′de
“ve elbette, o rızaya erecektir” denmiş
uh dedim gerçek değil bu, filmlerdeki gibi
kaldı mı bu havada uçabilecek posta güvercini bilmem
ah ulan şu gâvurca: posta, paydos, konfor, konjonktür ve realite
nasıl da yerleşmiş dilimize
halbuki bizim isimlerimiz hep islamcaydı
sefer, muzaffer, emrullah, şemseddin falan…
dilimde yara var baba, bir güvercinim bile yok, sen anlarsın halimden
iyiliğini isteyeceğim ama şeytan da yemin etmemiş miydi
“kesinlikle ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diye
yani diyeceğim o ki
yani burayı da sel basmadan
allah yolumuzu, sonumuzu hayır etsin babacığım
hem hayrullah da güzel isimdi.
*emre berber’e ve hür beyan hareketi’ne.























