Etiket: "etiketler sizden olsun: )"
20 yıl sonra Öz-Mek-Def ailesi bir bayram sabahı Santral bahçesinde..
http://fizy.com/#s/13tw0e (lütfen tıklayınız)
..
-ya millet, kapıdaki görevli benim kimlik kartımı aldı, sizinkileri de sordu mu?
-daha ne istiyorsun Fatih, bütün güvenlik görevlileri seni tanıyor artık. Sağ olsunlar bize sormadan hepimizin adına seninkini alıyorlar, çıkışta alırız merak etme.
-hadi yine bendensiniz:), bayramımız bereketli olsun arkadaşlar
-senin de kardeşim
-size güzel haberlerim var. Ammar sonunda Taksim metro salonuna randevuyu almış.
-aha! bir efsane daha son buldu
-ama TMK için mi? Haaayır!
-???
- Carlos Latuff’la ortak bir karikatür sergisi açıyor.
…
(Öz-Mek-Def ailesine inme iner, 5 dk aradan sonra tepkiler gelmeye başlar)
-waaaaaow!
-Carlos Latuff’mu!
-vay canına!..
-Hıhı, öyle bir niyeti vardı sizlere de bahsedecekti ama kesinleşmesini bekledi sanırım. Gelince kendisi anlatsın..
-peki Hümeyra’dan haberiniz var mı ?
-O ne sergisi açıyor abi?
-Senai abiyle bir ‘dua’ kitabı üzerinde çalışıyorlarmış. Kendisine bizden çok bahsetmiş, desteklerimizi beklediğini söyledi.
-Mektep ekibine bakın, coşmuş bunlar! O zaman bir güzel haber de benden; Esra abla Ali Ural’ın derslerinden sonra kendi yazarlık atölyesini kuruyor..
-hangi Esra? Kürtçe dersler verip, çeviriler yapan Esra mı?
-Hayır hayır o değil. Hani mektebe ilk geldiğinde sadece paragraflar yazan Esra abla vardı ya..
-Hatırladım! Daha sonra harika hikâyeler yazmıştı
- Evet, evet o!
-selamunaleykum kardeşler, hayırlı bayramlar olsun.
-ve aleykumselam , hoş geldin hocam, senin de bayramın mübarek olsun.
-hoş bulduk.. Nasılsınız arkadaşlar?
- gördüğün gibi kardeşim, iyilik güzellik.. Şükürler olsun bu yıl da Öz-Mek-Def ailesi olarak hep beraberiz.
- Hamd olsun. Mehmet abi.. abi yeri değil ama soracağım; dünkü köşende yine sayıp dökmüşsün. Vuk kitabından sonra iyice coştun abi. Aha da şuraya yazıyorum, bu gazete de çok tutmaz seni. Hayır bir şey değil, bu sert yazıları yazan adamın masal kitapları var desen kimse inanmaz!
-Diyene bakın yahu. Bir dergide de dikiş tuttur be oğlum. Bak sana ‘oğlum’ diyorum, benim dediğimi yap, yaptığımı yapma! Hazır kitabın çıkmışken eski kavak yellerini bırak artık Şahin! Gerçi zamanında cfzab’ın eleştirileri olmasaydı sen daha kırk fırın ekmek yerdin. Yat kalk cfzab’a dua et.
-Olamıyorum yaa, ben sakin olamıyorum! İsyan benim ruhumda var. Hem herkes Sema gibi kendi halinde, sessiz sakin yazamıyor. Bu arada, cfzab’dan haberiniz var mı? Bizim kesimin çok satan gazetelerinden birinde eleştiri yazıları kaleme alıyormuş. Kıza bakın ya, eleştirmen oldu çıktı valla. Helal olsun.. hanımlar geliyor galiba..
(santralin kapısında üç kişi görünür)
-Tuba sana dedim dimi, al işte çocukların anneleri şikâyete başladılar. Şu sülüklerle, böceklerle uğraştığın kadar çocukların ruh halleriyle uğraşsan ya. Alternatif tıp uzmanı oldun başımıza! Selman abi gelsin hepsini söyleyeceğim. En son, çocukları sağlık taramasından geçirdiğinde, seni bir güzel azarlamıştı hatırlarsan.
-Allah Allah ya! Sağlıklı yaşamak suç mu? N’apayım, çocukların anneleri de azcık organik yaşasın. Öyle getirip kreşe bırakmakla olmuyor. Doktorların verdiği o antibiyotikler olmasa insanlar 50 sene fazla yaşar. Hem sen kendine bak. Bir gece de uykunu almış olarak gel yahu. Çoluk çocuğa karıştın, halâ şiir, halâ yazı! Ama olmaz ki böyle.. Bak Kevser’e; yaptı yüksek lisansını, yayınladı belgeselini, ooohh! Şimdi kanallar sıraya girdi röportaj ayarlayabilir miyiz diye boş vaktini kolluyorlar. Belliydi canım, bu kızın medyatik olacağı daha o zamandan belliydi..
-ben şiirlerimle ve çocuklarla mutluyum Tubacan.
- kızlar bırakın artık söylenmeyi. İkinizin de çocuklardan anladığı manladığı yok! Sen eve gidince her zaman ki gibi şiir pişirirsin. Yanına da hep elmalı zannedilen lokumlu kurabiyelerinden.. sen de yok şu zararlı yok bu zararlı teraneleriyle otlardan yaptığın baklavayı ikram edersin.. eh yani! ne diyim ben size bilmiyorum ki. Ne ev işlerinden anlıyorsunuz ne çocuk bakmaktan. Zamanında Ev hanımlığı fakültesinde az ders vermedim, çocukların dilinden anlamak için Kıbrıs’ta senelerim geçti. Aaah, ah! Bana azıcık kulak verseydiniz ya.. Neyse, siz iyisi mi bana bırakın çocukları. Yoksa ya şiir zehirlenmesi geçirecek ya da sülüklere, açlığa kurban gidecek yavrucaklar..
Bayramınız mübarek olsun cemaat-i müslimin! Hani şekerlerimiz tatlılarımız, bu kadarcık mı yahu?
- Zübeyr amca sağolsun, benim çikolatalarımı bile yedi:(
-Yine mi! Zübeyr, canım kardeşim, hadi zamanında çocuktun benim sütümü içtin, bebek olduğum için garibim ben sesimi çıkaramadım, koca adam oldun halâ çocukların yiyeceklerini aşırıyorsun..
-ama Merve..
- Zübeyr, sen adam olmazsın! Sen adam olmazsın!!.. Neyse, bakın size ne getirdim. Şevval’in yeni kitabı..
-Biz yüzünü göremeden kız yüzüncü kitabı çıkardı herhalde.
-Nebiye’nin de selamları var. ‘Sakın ha kapitalist düzenin pazarladığı bayramlara kapılıp sağa sola tatile dağılmayın, birlikteliğinizi koruyun’ diyor. Konya’da kurduğu İslam Enstitüsünün öğrencileriyle bir gün topluca bizi ziyarete geleceğini söyledi..
(uzaktan çocuk feryadı duyulur)
-ya Ammar amca yaaa! versene şekerlerimi!
-oğlum zehir dolu bunların içi, ne şekeri! Annene söyle seni doğal yiyeceklerle beslesin. Ahmet abi ne yapıyorsunuz Allah aşkına, zehirleyecek misiniz çocuğu?
-Ammar abartıyorsun, bayramdan bayrama yiyor çocuk, rahat bırak!
-hem ver bakiyim o elindeki kağıdı, ne biçim kesmişsin öyle yamuk yumuk..Selamun aleykum ahali, hayırlı bayramlar..
-ve aleykumselam kardeşim.
-Vaay, Mustafa da mı burada?
-buradayım güzel kardeşim, niye şaşırdın öyle?
-ne bileyim yahu, İslamoğlu’nun Tahtını devralınca bize vakit kalmaz diye düşünmüştüm..
-abi ayıp ediyorsun ama, ben öyle şey yapar mıyım?.
(çoluk çocuk sesleri birbirine karışır)
-mehmet ali amca bana az harçlık verdin ama, Talha’nın ki niye çok?
- sana da masal anlatırım, olmaz mı?
-ben de dinliycem, ben de, bende..!!
(çocuklar Vuk hikayelerini dinlemek için Mehmet ali amcanın etrafına toplanırlar.)
-hımmm.. bakiyim elindeki resme, sen matematiği seviyor musun?
-tabiiki! Baak bunu Zeynep teyze yaptııı..
-vay be, Zeynebe bak! Öğrencilerin korkulu rüyası matematiği nasıl da sevdirdi çocuklara..
-mehmet abi bak Sara’nın çocukları da var, onlara İngilizce hikayelerinden anlatsan ya
-Anneleri Müslüman oldu bu çocuklar halâ Türkçe öğrenemedi! Cık cık cık..
-heey! Ben geldim canım insanlar!
-hoş geldin Şeymanur, Tekâmül sürecini tamamladın mı kardeşim?
-Tekâmül süreci tamamlanır mı be Büşra! Dertlerimi demlenmeye bıraktım. Dava insanıyız ama en temelinde insanız! yoruluyoruz işte böyle ara sıra.. sen beni bir kenara bırak da, geçenlerde Mısırdaki ‘Müslüman kardeşlerden’ bir arkadaş aradı,.. Kızı burada yaşıyormuş, İstanbul felsefeyi kazanmış. Senin yanına gönderecektim tanışın diye. Bu sene birinci sınıflara giriyor musun?
- şimdilik öyle görünüyor ama net değil
..
-nerde kaldı bu çocuk yahu? Tuba, Muhammed’e arada sırada Özgür Açılım’ın sözcüsü olduğunu hatırlatsan.. Olmuyor böyle hep geç kalmak. Bak Feriha’ya, tam vaktinde buradaydı kız.
-Zübeyr, kardeşim, şu bahçede çocuğu evire çevire döndürdüğün günleri ne çabuk unuttun. O günden beri zaman algısını yitirdi yavrucak. Hem Muhammed’i beklemek zorunda değiliz ki, Feriha açsın sohbeti.
(karşıda, kulağında kulaklıkla Heidi gibi sağa sola sekerek yürüyen bir Özgür Açılım’lı görünür.)
-selamun aleykum millet. Bayramımız mübarek olsun.
-aleykum selam Ayşenur, senin de bayramın mübarek olsun, nasılsın deli kız?
Ayşenur! Ayşenur!.. Allah’ım yaa..
-he? hı? Ne dediniz?
-diyoruz ki son oyunun Harikaydı. Sahne performansın filan.. daha kaç hafta devam edecek?
-bilmem ki. Mirza abi yenisini yazana kadar oynarız herhalde.. (yüzünde korkuyla karışık bir şaşkınlık) Ammar ve makas mıı!?
-:).. sen de hatırladın dimi. Yıllar önce Atasoy hocayı ziyarete giderken çiçeğin yamuk yumuk kesilen paketini beğenmeyince düzeltmek için saatlerce uğraşmış elimizdeki paketi de kırpa kırpa bir gıdım bırakmıştık. Ammar işte, çok görme.
-öhöm öhöm, ayıp oluyor ama..
( iki çocuk koşarak gelir)
- of baba yaaa! Şu Talha’ya bir şey söyle, makineme saldırıyor.
-Zübeyr, yahu sen nasıl çocuk yetiştiriyorsun? Babası tatlılara saldırır, oğlu makinelere! Kaç para o makine haberin var mı?
- Oğlum cihat, iyi ki bir makinen var ha! abi sen gençliğinde de böyleydin. Bırak çocukları oynasınlar, ne olacak yaa, İphone mu oldu sanki!
-Kardeşler, azıcık sükûneti sağlasak..Mansur’dan haberi olan var mı?
-her zaman ki gibi kardeş ailesini ziyarete gitmiştir, oradan sonra buraya gelir.
- ihtiyaç sahipleri..
…
-Neyse, biz toplantıya başlayalım mı artık?
-Fatma’yla Kevser gelmedi ama
-Fatma’dan yine haber alamıyoruz. Kevser de gelir birazdan..
-Biz başlayalım öyleyse; Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, hamd, alemlerin Rabbi, din gününün sahibi, Rahman ve Rahim olan Allah’a mahsustur, Bizler yalnızca O’na kulluk eder..
benden ancak bu kadar mizah çıkar arkadaşlar. ‘dua şiiri’nin sonsuzluk sahnesinde’ buluşabilmek ümidiyle. bayramımız güzelliğimiz olsun. bâki selam ve muhabbetle kalın!
..
“bi de, bi de, bi de Allah bize size günahlarımıza beraber ağlayacağımız dostlar, kardeşler versin.”
: )























