Etiket: "bahar"
Sükût-ı Hayal
Bir bahar..
Sonun getirdiği bir bahar..
Sonların bir başlangıcı vardır belki, ama bu baharın ilki çoktan gömülmüştü toprağa.
Başka bir bahar aramak ve tüm kırıklıkları oraya taşımak..
Ne kadar da zordu, üstelik bir de o kırıkları birleştirmek..
Hayal gibi..
İnsan hayallerin ortasında bir gerçek..Her an kırılmaya müsait hayatın kırılan bir gerçeği.. Galiba kırılmadan, bir gerçek/hakikat olduğunu anlamıyor insan. Tecrübe etmesi ve uykusundan uyanması gerekiyor pembe hayallerinin.
Pembe hayaller..
Ne kadar masumca, ne kadar umut dolu, ne mutluluklara gebe, ne sevgiler taşıyor bünyesinde. Neden pembedir ki hayaller, ulaşılması güç olduğundan mı, yoksa bir pamuk kadar güçsüz olduğundan mı? Hayallere bir renk verebilseydik, acaba hangi rengi onlara layık görürdük? Neden bizim hayallerimize başkaları bir renk atfetmişti ki?
Hayaller..
“Hayy olanın muhayyilemize tecellisi” demiştim hayal hakkında.. Bilmiyorum ne kadar isabetliydim bu tespitimde.. Şunu fark etmiştim, hayalle ne kadar iç içe olursak o kadar gerçeğe yaklaşıyoruz. Hayal dünyasına bağlandığımız kadar, gerçekler dünyasına da yaklaşıyoruz ve bağlanıyoruz. Bunu fark edemiyoruz hemencecik. Fark ettiğimizde ise sükût-ı hayale uğruyoruz. Hayal kırıklığına yani..
Hayal kırıklığı..
Ne kadar da kırılganız demiştik ya. Gerçeklerin bir gün bu kırıklıklarla beraber geleceğini hiç tahmin/hayal etmez insan. Çizdiğimiz hayallerin bir gün yüreğimizde kırıklıklar bırakarak çekip gittiğine şahit olana kadar düşünmez bile.
Hayal kırıklığı hakkında sözlükler; “şiddetli arzulanan bir şeyin gerçekleşmemesi yüzünden duyulan üzüntü” veya “bir insanın beklentilerinin boşa çıkması halinde ortaya çıkan bir duygudur” diye bahsederler.
Hayal kırılınca sözler gibi duygular da sükûta erer. Beden ve hal-hareketler bir anlığına durur. Gözler gerçeklere şahit kılınır, kulaklar yüreğin feryadını işitir, dil lâl olur.. Her şey sükûta erer. Hayaller gibi..
Bir adım sonrasında, göz pınarları yanan hayallerin üzerine yaşlar bırakır. Diller “ah keşke”lerin meskeni olur. Hakikat aynîleşir yüreklere.
Hayal dünyasında yaşayan insan “sağırlıktan, dilsizlikten, körlükten” sükût-ı hayal ile çıkar.. Belki arkasında, ağıtlar yakacağı mutlu yarınlarla dolu pembe hayaller bırakır. Ama önünde kendi rengini vereceği hakikatin yüküyle hemhal olur. Kendince, iradesiyle, benim diyebildikleriyle..
Bütün bu yazılanları yok sayalım ve tekrar soralım, Hayal kurmalı mı insan?
Cevap evetse,
Unutmayın ki, her kurulan hayalin “kırılacağı/(sizden) ç/alacağı” ve sizi gerçeklerle karşılaştıracağı bir an muhakkak vardır. İşte o an hayallerinizle birlikte siz de kırılmayın. Kendinizi hayalinizle aynılaştırmayın. Hayalleşmeyin, kırılmayın..
“ Ya cevap hayırsa..” diyeceğini biliyorum ey okur.. O durumda yapabileceğim tek şey, hakikati görünceye kadar son bulamayacak olan bir yazının/yaşamın arkasına çaresizce üç nokta koymak olacaktır. Aynen şimdiki gibi; …























