man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

YÜZLEŞME


Hastane bahçesinde, kaldırımın bir köşesinde oturuyordu. Kapşonu kapamıştı uzun, sarı saçlarını. Elinde sigarası, gülümseyerek etrafa bakınıyordu. Güçlü olması gerektiği düşüncesi belleğine iyice yerleşmişti. Herkesin söylediği bu türküye ayaklarıyla ritim tutarak eşlik ediyordu. Muhayyilesinde bir yüz belirdi aniden. İstemeyerek de olsa bu imge de dahil oldu söylenilen türküye. Sesler daha yüksek çıkıyordu artık. Duymak istemediği bu türküyü işitti kulakları. Elini sol yanına götürdü. Biriktirdiği ne varsa bu zamana kadar çıkarıp atmak istedi hemen. İhtiyacı olan tek bir hamleydi. Şayet onu başarırsa emrine amade bütün neferler tek tek çıkacaktı bekleştikleri yerden. Birinci deneme, ikinci deneme derken yapamayacağını anladı. Sırası gelmemişti henüz. Yersiz değildir bu beklemeler diye düşündü ve elini daha çok bastırdı göğsüne. Tekrar bakındı etrafına. Babası, abisi, yengesi, teyzesi, arkadaşları çarptı gözüne. Ne çok kişi vardı çevresinde. Var olanları gördükçe yalnızlığı çoğaldı. Var olanlar artık olmayacak olanı hatırlattı. Ne oturmak, ne beklemek, ne konuşmak ne kimseyi görmek istiyordu. Ani bir hareketle oturduğu yerden kalktı. İçindeki ve etrafındaki sesleri duymamak için hızlı hızlı volta atmaya başladı. Adımları yoğunlaşıyor, sesler azalıyordu. Yerdeki muntazam olmayan çizgiler son zamanlarda yaşadıklarını anımsattı ona. Ne çok isterdi şimdi bir halvette olmayı ve bütün düğümlerin tek tek çözüldüğünü görmeyi ya da bu hengamede yenik düştüğünü itiraf edebilmeyi. Çocukken oynadığı bütün oyunlarda nasıl galip geldiğini, öteki çocukların hayranlık dolu bakışları arasında kendini nasıl güçlü hissettiğini hatırladı. Diğer çocuklar gibi, vaktiyle mağlubiyeti öğrenememiş olmanın verdiği ağırlığı taşıyamıyordu şu an. Kimse öğretmemişti ona yüklerin nasıl taşınması gerektiğini. Bu düşüncelerle kıvranırken babasının sesiyle irkildi. Vakit gelmişti artık. Annesini getireceklerdi. Ne yapacaktı, nasıl davranacaktı, daha ne kadar bekletebilirdi kapıya kadar gelmiş olanları. Annesini bir emanetçi titizliğiyle saklayan tabutu gördü sonunda. İki yıldır hastane bahçesinde kaldırımların, ağaçların şahitlik ettiği, esirgediği her şeyi asıl sahibiyle paylaşmak istiyordu artık. Tabutun yanına yaklaştı usulca ve anneciğim dedi :‘Seni kaybettiğimi düşünenler ne kadar yanılıyorlar. Seni en güvenli olana emanet ederken, yüzleşebildim yenik düşmüş benliğimle.’

5 / 5« İlk...2345