denklem
Tam ortasındayım çok bilinmeyenli bir harbin
Toplasan açılarını içimdeki üçgenin
Her denklem sana eşittir ey Rabbim!
Ucu açık soruların, sonu/cu yok
İkizkenara sıkışıp kaldım
Kalbim, çarpıp topla beni
Teğet geç/il/meden ahdim!
inmek
yeni bir düne başlıyoruz
olan bitenin çağrışımı
kurunun yanında yaş da anlar
yaşayanlar hatırlar
geçmişin saçlarını kestir
gün dünden evettir
Fa, Sol, İsyan!
şakak mesafesine kadar bir altıpatlar
uzanmışsa gördüğün sen değil
lanetine bulanmış en ince hayalle
imdadına koşmaya yarayan bir masal..
çırakların elinden uçuşuyor tozlu gönüller
sopalara dayanmış bir günü seyreder gibi
ustam bana ordan bir ömür ver
bu vida yakında sökülür gider..
merakı melâle karıyor bu toprak
kaçırdığım tren son değil
elimde bir kalem ne yöne akacak
bu gördüğüm düş sen değil
şimdi bırak da içime çekeyim
bir dolu insanlık havası
döneyim bir kertenkele düşsün kuyruğa
salayım bir dolu dizgin masumiyet
köklerime şiir tıksın hayat
ontolojiye el sallasın dizeler
annesini koynunda büyütmeyi bekler
en gerçek düşüncesiyle bebekler
bir haykırış değil benimki
isyanıma çektiğim yıkım eki
elime tutuşturulmuş bir ekmeğin
emeğe karılmış hali
Dua Şiiri’nin üçüncü sahnesi
her şey duracak gibi
yüzüne bakıyor ölümün
nefes alıyor sağlamasını
rüyadan bu yana dua..
yetişmek
Korkmalısın gezinirken
Sokak lambalarının aydınlatamadığı beyaz sayfalarda
Tenhaysa yüreğin satır başlarında
Beklemelisin acı bir siren sesi
Şiirlerim atacak kendini aşağı, besbelli
Gecikmeden
Bir anlayabilsen beni!..
derkenar..
teslimiyet sardım geceye
uykuya sürgün vücuduma
bir anı uydurdum
tutumsuz hayallere kelepçe vurup
kızağa çektim umutları
haykırışlarımı toplayıp gömdüm toprağa
isyanlarımı kandırdım köşe başlarında
aşka bağırdım
küstü gitti o da
yapayalnız oturmaktayım şimdi
bildiğim her şeyin
derkenarında..























