Allah pervasızları sever
ilkin bahardır senin, ardın sıra har
bana öyle geliyor ki sevda her bir yanda defa
burası ilk kez buralarda olmaya asıl sonraya
erken kalkıp aldığım yolları hep yollarım sana
güzel sözü sadaka bil keskin gözü sadakta
saçlarını okşa fesleğenin ellerini kokla
her zaman önemlidir ilk intifada
örnek vermek gerekirse Allah pervasızları sever!
büyüyünce peygamberin kardeşleri olacağım
meleklerle kahvaltıya oturalım hele
terlesin dualarımız nefeslerde
ilkin seherdir senin, ardın sıra her
bana öyle geliyor ki sevda her bir yanda feda
orada yeterince çocuk var, siz burada kalsaydınız çocuklar…
bir çift göz, renksiz olsa da ahu bakmasa da güzelleşebilir yeterince kan topladığında, oradan buradan gücenme de Allah'ım ben o kadar kanı nereden bulayım somaliyi vuran beni de vursun! -şu feleğin işine bak- dur gücenme sevgili Rabb'im güzel efendim gücenme, biliyorum bunlar hep imtihan ama bu arka sıradakiler var ya bunlar bi de şu duvar dibindekiler bunlar ortalamayı acayip düşürüyorlar onlar yüzünden biz de kalıyoruz aynı sınıfta, hala aynı sınıflar ve biz hala aynındayız! tamam, bu devirde bu tempoyla geçmek yok belli ki tamam biz de tembeliz ama, özümüzde de iyi çocuklarız be efendim yok mu bir telafi bari bu ramazanı, yaz okulu eyleseniz? yarattığın şu tuhaf gözlü küçük hayvanlar, kedi diyoruz biz ben pek iyi anlaşamam, ama işte sahiplerinin hatrı... evin önüne uzanmış bembeyaz bir tanesi, daha yavru ufak, minicik denebilecek kadar da sevimli hareketsiz yatıyordu sadece nefes alıyordu, çok korktum ölüyor olabilirdi ve küçücüktü çok da güzeldi yani şey... yarattığın daha büyük şeyler de var onların da küçükleri çok güzeller, masumlar siyah da onlara o kadar yakışıyor ki... uzattım, çünkü dua bedava ve buralarda bedava çok şey bulamıyoruz bulunca yemek bulmuş afrikalı gibi bulunca yemek, afrikalı... kedi şimdi yanımda ama şu çocuklar için bir şeyler yapamaz mıyız efendim bir yardımcı olsanız?
inabe
biz henüz onlar değiliz
onlardanız
onlara sorsan biz “onlar” değiliz
onlar “siz kimlerdensiniz” dendiğinde
müslümanlardanız diyenlerdi
onların mezhebi yoktu
evvabindendiler
evrensel ahlak dendiğinde
kriter dendiğinde
akıllarına allah gelirdi
-akıllarından allah gitmezdi ki-
fadıl idilier
onlar “allah’a” idiler
biz dondurma reklamında kadın dudağıyken
şehvetle şefkati ayırdedemezken
onlar, kadına hürmet, kadına hak diyen
sarıklı, cüppeli, sert mizaçlı, mütebessim
müşfik alimlerdiler, her daim huzurdaydılar
-o’nun huzurundaydılar-
tek yanlışları
cüppelerinin rengiydi
kırmızıyı şehadete kadar beklemeselerdi
cüppelerine gömselerdi
belki de superman zannedilirlerdi
medya onları süsler, alimler hoca der
âlem akıl danışırdı
ama onların cüppeleri
ya yeşildi
ya siyah
ya beyaz
bir tutam kırmızı
son nefeslerinde döküldü
yeşilin, siyahın ve beyazın üzerine
onlar “allah’a doğru” idiler
bazen yanlışlardı belki
ama onlar her daim
“allah’a” idiler
nükleer başlıklı fetret çığırtkanlıkları
secdede satırlar dolusu şiirler yazan
ama kağıtta dökülen
ve kağıtlara satırlar dolusu hakikatler doldururken
secdede dökülen adamlarız bu şehrin adamları
ilhâmı şah damarından boğazlıyor zamanın rüzgarı ondan
bilirim
nihayet renksiz, ruhsuz
tatsız tuzsuz bir militana dönerim
ben sigara içersem annemi öpemem.
Sunvari Keşmekeş
Bembeyaz bir ev içinde kara kuru bir herif
İlmek ilmek dokurken elindeki satırla riya
Olurdu elbet belki görsem düşüm de
Bir acıya daha bulanmış sayardık böylece
Sayardık ve sayardın benle kalsan da yalnız
Sunvari bir keşmekeş olurdu şu rıhtım
Öyle güzel öyle sakin bakardım ki denize
Hırçınlığı tabiatiyle yok edecekti kızımız
Birkaç satır yutsam da bilincim yüksünse
Birkaç eski İslamcı söylenti ezberlesem mesela
Yıllar sonra kapıkulu olacağımı bile bilsem de
Putları kırsam kızar mı ki şu sufi meşrepler bana
Bize nesnel bir dünyevilik aşısı vurmuş kızıl haç
Zamanında anlaşılmamış her şair gibi vatanperver
Her kondüktör gibi duraklararası çalışır olmuşuz
Hani biz sömürülmedik ya sömürü aydını okumuşuz
Savunacağımız kaleye çokça top vurmuşuz
Şimdi artistik bir şantaj bulanıyor göğsümüze
Er taşın altından kalkar diyordu sondan bozulma destan
Bu dünyada tutunmaya yeni bir usûl de bulsan
Metodik tartışmalarda can veriyor artık pervaneler
Ah şu sallantılı duygusallıkları da geçelim n’olur
Tümce elem süpürsün buğdaylar gibi özümü
En gerekçeli haliyle sürüden bir abi de öyle demeli
Mesela ağlamadı bu sefer gök yüzüme tükürdü
durumu nasıl doktor! / hayatî tehlikesini koruyor / insan hayatî tehlikesini kendisi korur mu doktor! / olacak iş değil ama oluyor / allah’tan ümit kesilir mi doktor / bu herif kesmeye çalışıyor sayın hasta yakını
kabir azabı çekmekteyim desem
hayati faaliyetlerimin sonduğu belirir mi























