man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Allah pervasızları sever

ilkin bahardır senin, ardın sıra har
bana öyle geliyor ki sevda her bir yanda defa

burası ilk kez buralarda olmaya asıl sonraya
erken kalkıp aldığım yolları hep yollarım sana
güzel sözü sadaka bil keskin gözü sadakta
saçlarını okşa fesleğenin ellerini kokla

her zaman önemlidir ilk intifada
örnek vermek gerekirse Allah pervasızları sever!

büyüyünce peygamberin kardeşleri olacağım
meleklerle kahvaltıya oturalım hele
terlesin dualarımız nefeslerde

ilkin seherdir senin, ardın sıra her
bana öyle geliyor ki sevda her bir yanda feda

orada yeterince çocuk var, siz burada kalsaydınız çocuklar…

bir çift göz, renksiz olsa da
ahu bakmasa da güzelleşebilir 
yeterince kan topladığında, oradan buradan 
gücenme de Allah'ım
ben o kadar kanı nereden bulayım

somaliyi vuran beni de vursun!
-şu feleğin işine bak-
dur gücenme sevgili Rabb'im
güzel efendim gücenme, biliyorum bunlar hep imtihan
ama bu arka sıradakiler var ya bunlar
bi de şu duvar dibindekiler
bunlar ortalamayı acayip düşürüyorlar
onlar yüzünden biz de kalıyoruz
aynı sınıfta,
hala aynı sınıflar ve biz hala aynındayız!
tamam, bu devirde bu tempoyla geçmek yok belli ki
tamam biz de tembeliz ama, özümüzde de iyi çocuklarız be efendim
yok mu bir telafi
bari bu ramazanı, yaz okulu eyleseniz?

yarattığın şu tuhaf gözlü küçük hayvanlar, kedi diyoruz biz
ben pek iyi anlaşamam, ama işte sahiplerinin hatrı...
evin önüne uzanmış bembeyaz bir tanesi, daha yavru
ufak, minicik denebilecek kadar da sevimli
hareketsiz yatıyordu
sadece nefes alıyordu, çok korktum
ölüyor olabilirdi
ve küçücüktü 
çok da güzeldi
yani şey...
yarattığın daha büyük şeyler de var
onların da küçükleri çok güzeller, masumlar
siyah da onlara o kadar yakışıyor ki...

uzattım, çünkü dua bedava
ve buralarda bedava çok şey bulamıyoruz
bulunca yemek bulmuş afrikalı gibi
bulunca yemek, afrikalı...

kedi şimdi yanımda ama
şu çocuklar için bir şeyler yapamaz mıyız efendim
bir yardımcı olsanız?

inabe

biz henüz onlar değiliz
onlardanız
onlara sorsan biz “onlar” değiliz
onlar “siz kimlerdensiniz” dendiğinde
müslümanlardanız diyenlerdi
onların mezhebi yoktu
evvabindendiler
evrensel ahlak dendiğinde
kriter dendiğinde
akıllarına allah gelirdi
-akıllarından allah gitmezdi ki-
fadıl idilier
onlar “allah’a” idiler
biz dondurma reklamında kadın dudağıyken
şehvetle şefkati ayırdedemezken
onlar, kadına hürmet, kadına hak diyen
sarıklı, cüppeli, sert mizaçlı, mütebessim
müşfik alimlerdiler, her daim huzurdaydılar
-o’nun huzurundaydılar-
tek yanlışları
cüppelerinin rengiydi
kırmızıyı şehadete kadar beklemeselerdi
cüppelerine gömselerdi
belki de superman zannedilirlerdi
medya onları süsler, alimler hoca der
âlem akıl danışırdı
ama onların cüppeleri
ya yeşildi
ya siyah
ya beyaz
bir tutam kırmızı
son nefeslerinde döküldü
yeşilin, siyahın ve beyazın üzerine
onlar “allah’a doğru” idiler
bazen yanlışlardı belki
ama onlar her daim
“allah’a” idiler

nükleer başlıklı fetret çığırtkanlıkları

secdede satırlar dolusu şiirler yazan
ama kağıtta dökülen
ve kağıtlara satırlar dolusu hakikatler doldururken
secdede dökülen adamlarız bu şehrin adamları
ilhâmı şah damarından boğazlıyor zamanın rüzgarı ondan
bilirim
nihayet renksiz, ruhsuz
tatsız tuzsuz bir militana dönerim

ben sigara içersem annemi öpemem.

Sunvari Keşmekeş

Bembeyaz bir ev içinde kara kuru bir herif
İlmek ilmek dokurken elindeki satırla riya
Olurdu elbet belki görsem düşüm de
Bir acıya daha bulanmış sayardık böylece

Sayardık ve sayardın benle kalsan da yalnız
Sunvari bir keşmekeş olurdu şu rıhtım
Öyle güzel öyle sakin bakardım ki denize
Hırçınlığı tabiatiyle yok edecekti kızımız

Birkaç satır yutsam da bilincim yüksünse
Birkaç eski İslamcı söylenti ezberlesem mesela
Yıllar sonra kapıkulu olacağımı bile bilsem de
Putları kırsam kızar mı ki şu sufi meşrepler bana

Bize nesnel bir dünyevilik aşısı vurmuş kızıl haç
Zamanında anlaşılmamış her şair gibi vatanperver
Her kondüktör gibi duraklararası çalışır olmuşuz
Hani biz sömürülmedik ya sömürü aydını okumuşuz
Savunacağımız kaleye çokça top vurmuşuz

Şimdi artistik bir şantaj bulanıyor göğsümüze
Er taşın altından kalkar diyordu sondan bozulma destan
Bu dünyada tutunmaya yeni bir usûl de bulsan
Metodik tartışmalarda can veriyor artık pervaneler

Ah şu sallantılı duygusallıkları da geçelim n’olur
Tümce elem süpürsün buğdaylar gibi özümü
En gerekçeli haliyle sürüden bir abi de öyle demeli
Mesela ağlamadı bu sefer gök yüzüme tükürdü

durumu nasıl doktor! / hayatî tehlikesini koruyor / insan hayatî tehlikesini kendisi korur mu doktor! / olacak iş değil ama oluyor / allah’tan ümit kesilir mi doktor / bu herif kesmeye çalışıyor sayın hasta yakını

kabir azabı çekmekteyim desem
hayati faaliyetlerimin sonduğu belirir mi

49 / 3« İlk...2345...102030...Son »