man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

masal köyü hayâlhanesi

masal köyünde umuda örülür
imkânsızın uzun saçları
hayat hayali mümkün kılar
ölümü ceplerimizde taşır
dil çıkartırız zamana
dünya bizden sıkılınca
harfleri tutup sarkıtırız hayâlhan’a

saatin akrebi sırtını duvara yaslar
geçmiş gelecek şimdi birdir
bir kayığa bindirip suya bırakırız
hepsi balık olur Yunus’un karnında
yorganı kaymaz, üstü açılmaz uykuların
toprak yeşilin kalbinde yaprağı onar
ömür kalmak telaşını bir kenara bırakıp
ölümü mümkün kılar!

burası masalköyü hayâlhanesi
burada sular yoruldukça yokuşa akar
ikindileri gölgesi uzar düşlerin
uçarız ayaklarımız çıplak
rüzgâr omuzlarımızda gezer
çayır çimen günün ayrıntısı ne varsa
gider bir şiire konu olur patikaların sonunda
sabah üşümez güneş batmaz
gece küser gönlünü alır sevmeler
‘hızlı bir tren gibi hayat raylara değer geçer’
..
dostlar, bir kelimeymiş bu dünya İNANIN!
sözü tüketip susmalara dayanmadan
her yenilgiye bir masal giydirip
olmazlara dokunalım!

bizim bir evimiz olmalı masaldan
bakın biz dedim
bu dünyanın
yedi uyurları, iyilik yağmurları
bakın biz, cennetin çocukları!

emeklemek, yürümek
bir büyümek biz şimdi
kaymak gibi bir yıldızdan biz şimdi

imandan başka sermayemiz mi var?

ESRİK VAATLER

Dün kopardığın gül
Şimdi bir yeraltı mezarında,
Sessizce batıyor dikeni
Sen ise üzerinde hala
Öpüyorsun toprağı usulca

İstanbul sevsin bizi…

Bir İstanbul düşlüyorum…
İstanbul’da denize nazır mütevazı bir bank…
Necip Fazıl’ın dizeleri olsun tozların arasında…
“hasreti denizlerin,
denizler kadar derin..”
Denize çekilen hasretim dinsin o dizelerde…
Derinliğine dalıp gideyim..
Elimde de şiir kitabı olsun en afilisinden..
Teşbihler hayran bıraksın beni kendine..
Cinaslar yansısın gözlerime…
Dayanamayıp sesli okuyum şiiri…
Omzuma dokunsun bir dostun eli..
Gelsin otursun yanıma…
Oku desin,
Desin ki, hadi..!
Martılar uçuşsun boğazımda, yutkunduğum zaman sarılsınlar..
Vapur geçsin o an önümüzden,
El sallasın sarı saçlı bir çocuk…
Elinde bebeği olsun..
Denize düşürmesin..
Annesi tutsun…
Tebessüm etsin dostum,
Gözünde hafiften yaş da olsun…
Dondurmacı geçsin önümüzden, canımız çeksin…
Güneş cömert olsun o gün..
Biraz da cimri…
Gölgelere kaptırmasın yerini…
Ve rüzgar…
Sessizliğimize eşlik etsin..
Sırf göğe bırakmak için, balon alalım,
Kırmızı olsun rengi…
Ardından okunsun ezân-ı Muhammedî…
Hemen yanı başımızda küçük bir camii…
Şadırvanı olsun, ve huzur veren serinliği…
Beyazıttaki kuşlara atalım en güzel yemi…
Gülsün yüzümüze İstanbul koklayan güller…
Ve kitap kokan eller…
Sayfa sayfa kaybolalım…
Tabure bulup oturalım…
Fethedilen bu eşsiz şehre fetih suresi okuyalım…
Gökyüzü dinlesin sesimizi,
Karşı kaldırımda oturan ihtiyar dinlensin…
İstanbul sevsin bizi…

şiirce

ben yazarım şiirce
kurşuna dizilen kelimeler anlasın

burası benim hakikat’im!
bu şehrin sokakları dar
tedarikli olmadığım şu günlerde
genzime kaçan bilmem kaç günah var

bırakın kısa sürsün ömür
büyümesin çocuklar
tut ki bir duaya ağlasın
elimdeki ‘masum’ günahlar

ben yazarım şiirce
kurşuna dizilen kelimeler anlasın!

görmek değil görünmek dokunur ya insana
setr et neşeni ayn’ım
setr et gülüşlerini
hiç değilse bir şiir kadar sıcak olmasın

benzetilmiş şiir

Doğurgan bir kadın gibi şiir:
ellerim kelimelerin tenine dokunduğunda:
bağırıyor cümlelerim..

Gülhane Hattı Zinayunu!

Dolu dolu küfürler birikiyor midemde
Kusayım diyorum, ne pavyon ne taverna
Sokak aralarına kusayım, kuytu köşelere
Şehrin tam orta yerine
Kusayım, insanların yüzsüzlüğüne..

Küfürler birikiyor dolu dolu midemde
Gırtlağım yırtılana dek kusayım
Diyorum; ne sarhoş gibi ne de avare
Bembeyaz küfürler örteyim üzerlerine
Söveyim, insanlığın tüm benliğine..

Birikiyor dolu dolu küfürler midemde
Yığılmış et parçaları üst üste
İşte o şeytani bakışlar gözlerde
Kusayım zihnin derinliklerine
Söveyim bedenler boyu hazzın egemenliğine..

Midemde dolu dolu küfürler birikiyor
Şevk damlıyor ruhların damından
Çarpık yozlaşıyor insan bedenleri
Fuhşu gizlemiyor artık iğreti örtüler
“Normalleşme” sürecinden geçtiniz, tebrikler!

Masumiyet öldü
Yaşasın … modernite
Bu şiirde küfür,
Bu şehirde isyan,
Artık … formalite!

49 / 10« İlk...9101112...203040...Son »