yok böyle iyi
pembe panjurlar şiir evine eğreti
biz lan hitabına mübtelayız biraz,
ozon kokusu, hamur lekesi, mürekkep izi
ellerimiz böyle güzel, böyle temiz.
plates yok, kaş yok, şahıs yok
yolunmuş saçlar yok, dökülmeye karşı şampuan çok
herkes kendi basenlerini korusun hanımlar
bizden bi yere kadar.
21. YÜZYIL MASALI
Mirim,
Bir varmış iki henüz yokmuş,
Yaz varmış, kış henüz gelmemiş…
İki dağ arası kavuşmaz,
Ahitler ömrü billâh bozulmazmış…
Mirim, dünya bu bir lahza rüya…
Saman çöpü kıymetince hayat,
Bir tutam ihanet,
Vefa, bozacıda bir kupa,
Azadeymiş, eli yettiğince cefa!
Yorulma Ey Mirim ki anlayasın,
Haline feryadu figan katasın…
Saraydan içeri saray vardır,
Gözden dışarı kapağı vardır,
Gönül bu ya tutamağı vardır…
Sanma ki Ey Mirim kalan gidenden,
Arif maruftan bizar olmuş…
Az giden çok yol almış,
Sır bilen sırdaş olmuş,
Serden geçene yar yokmuş…
(fatma ilhan)
Bi Sıkımlık Kafa
Bi sıkımlık kafaydı bizimkisi Unlu kurabiye gibi ağızda dağılan düşüncelerimiz vardı Biraz da damıtılmış merhamet damlatıyordu göğüslerimiz Kimseye bir şey anlatmak gibi bir arzumuz da yoktu oysa Deli dana hastalığına yakalanmış bir buzağı gibi babamıza koşturmalıydık Bahçe duvarına asılan ibretlik kafa o olmasa. - Bi hatalık andı bizimkisi İstihdam projelerine sırt çevirmiş katırlarımız suçluydu Bir de istanbul çocukları sokağın iş ararken tiner bulunca Kim bilir içimizde yatan terörü, kim sever topla tüfeği Delip geçince karnını ve parçalarını toplamayı kim ister Sınırdan geçerken ufalanan 35 cesedin. - Bi içimlik sigaraydı bizimkisi Ciğerlerimiz çürüdükçe doktorlar daha gazla dedi Süratli ve dikkatli bir araba gibi yolda sürüyorduk Aslında yürüyorduk biz, uçan f-16’lar ve kuşlar Doğan güneş değildi, ortalık karanlık da değildi Orada yatan ben değildim oysa, kaçakçı katırlar.
kuyular
ey gözlerim benim
yitik zamanı güzelliğin
sadece kuyular demiştim derin
ağlamaklı bir çocuk gibi titrek
şiirler yazdım kuş cıvıltıları duydum camdan
düştüm eskimez bir yaşamın güzelliğine
kondum ne güzel!
şimdi sözlerim upuzun isyansız günler gibi
görmüyorlar susturmuşlar içimi
uyusam yanımda bir adamla
yoksullar giriverecek rüyama
hanidir bu gördüğünüz şiirdeki
kuyulara düşmüş bir kızsa susuz
çiçekli kokulu limonlar gibi baksa
ve yağmur durmasa
ne güzel ıslanır vefâ
ah sadakatim benim
eskimeyen güzelliği başını alıp gidişlerin.
Hep damar full damar
sen bana he demedin cennet ahirete devretti
şimdi dünyanın ötesini berisini
en materyal halimle kurcalarım
toprağı bızıklarım elim çamura bulanır
çamur bana yakışır su sana ulaşır
(-Hey Sakarya! Kim demiş suya vurulmaz perçin?)
gün belli ay belli sene belli
yer belli gök belli gece belli daha ne var
önümden başka bakacağım ne var
yol hep yol hep yol hep yol nihayeti yok
durak var üstü açık tepe güneş mide yanık
yanık türkü yanık tütün ciğer yanık
bunlar hep koku yapmaz birini allah sevmez
ama allahsızları kızlar sever bize hep imtihan
tamam vurmayın isyan değil bu yalnızca sitem
gidişini sezen ak sudan payımıza düşen
(-Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya…)
sol iç yan bağlarım koptu altı ay sahalardan itildik
şehir kuşatıldı biz gene tribünden sevdik
(-Şimdi dövün Sakarya! Dövünmek vakti bu an…)
düştük, düştük ama çıkarız elbet üst lige
talip çıkıyor kuruşluk hayır için hurdaya bile
gök binse üstümüze bir çift göze gene kalkarız
atara atar satıra satır bizde R yok hafız
(Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!)
Sözcüklerin Efendisi
İki Şair – Extended Cut
Mehmet Ali&Sema Başaran çiftine,
Part – I | Redif
Tüm sessiz harfler adına sesleniyorum:
İşitin ey sesliler!
Bu bir misak-ı aşktır
Öyle bir hale çalım atar ki,
Uymayanın anlamı gider. (şaka şaka)
Part – II | Yarım Kafiye
Bak bir varmış bir de başka
Koşarmış yarım fıtrata
Hem bir çekim hem bir yasa
Dolanırmış dünyada
Evvel değil şimdi zaman
Ahirete kurar mizan
‘Dünya büyük’ harbi yalan
Allah bizi sevmiş cidden
Bir anlamın bir anlama
Bu mesele anlamama
Ben ne dedim şimdi burda
Allah bizi sevmiş cidden
Varmış işler tanışmaya
Bir ahenk ki olmuş anda
Gördük biz bir nimet daha
Allah sizi sevmiş cidden
Part – III | Tam Kafiye
Gelmiş işler kavuşmaya
Debdebedir vardır burda
Aman sakın yorulmaya
İşler işler başlar artık burda
Daha bunun yemeği var
Patatesle soğan koyar
Yemeklerdir birlik katar
İşler başlar başlar artık burda
Faturalar Malide
Sema gitsin markete
Ayın sonu hani nerde?
İşler başlar artık artık burda
Okumadan zinhar olmaz
Yazmazsanız yaşanmaz
Rica değil, yok itiraz
İşler başlar artık burda burda
Dön dolaş yine gel
Evin senin, değil otel
Bir ‘tam’a ulaştınız ne güzel
İşler başlar artık burda
Part – IV | Zengin Kafiye
…ardından bir yokluğa üflenmiş nur ile gelişine işaret verilen yeni bir yaşamın sesine dayanmış kulaklara çalınan seste haykırıyordu; sizi tutacağını ve birleştireceğini, kavileştireceğini, yüzünüzü apaydınlık yapacağını, o güler yüzlü varlık ve ona olan sadakatinizin ve dahi sorumluluğunuzun bilincinde olmanız gereken yavrunuza can vermiş…
Part – V | Tunç Kafiye
Şahin der ki, nihayetinde
Allah izin verirse parantezinde:
Sema nine ile Mali dede
Hikayeler anlatırken yine
Torunlar sıkılırsa eğer diye
Şimdiden çalışmalı bence!























