man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

İrtica.. miting.. Şehzadede Cuma kılmak..

1

Cuma vakti.

Kısa bir kararsızlıktan sonra ayaklarım beni Şehzade camine götürüyor. Ben bu camiyi çok seviyorum. Uzun zamandır gitmiyorum ya, özlemişim. Hem, Cuma kılınsa kılınsa burada kılınır diyorum.

2

Okula giderken gazete bayisine uğradım. Taraf aldım. Baş sayfa yukardan aşağı kocaman puntolarla donanmış:

“Genelkurmay karargâhından çıkan İrticayla Mücadele Planı”

Hükümeti ve Fetullah hoca cemaatini bitirmeye dönük bir dizi eylem. Diğer bir deyişle Müslümanların üzerine çullanmak için yeni bir fırsat kolluyorlarmış.

Hiç şaşırmadığımı fark ettim. Gündelik bir haber gibi okudum metni. Hayır, duyarsızlıktan değil, gerçekten şaşırılası bir haber olmadığı içindi.

3

Avluya giriyorum. Cami dolduğu için yere serilen hasırlardan birine kuruluyorum ben de. Hutbe bitiyor, imam duaya geçiyor. “Allah’ım, İslam’a ve Müslümanlara yardım et!” diyor. “Âmin!”

“Devletimizi, devletimiz için çalışan tüm kurum ve kişileri, milletimizi kötülüklerden ve felaketlerden koru!” Aynen böyle söylüyor.

“Âmin” sesi yükseliyor tekrar cemaatten. Dudaklarımı birbirine yapıştırıyorum sıkıca. Duaya kalkmış ellerimi salıyorum. Gözlerim karşıya, caminin en büyük kubbesine takılıp kalıyor.

4

Saat iki çeyrek. Postanenin önünde basın açıklamasına başlandı. Ordunun aymazlığına, düşmanlığına, yalancılığına karşı yumruklarımızı sıkıp slogan atıyor, hukuk, demokrasi ve özgürlük palavralarını çağdaş müstekbirlerin yüzüne çarpıyoruz. Mücadele devam ederse postalların bağı çözülecek. Keşke diyorum, orada otuz kişiden fazla olsak.

5

Namaz bitti. Yani iki rekatlık Cuma namazı. Kalkıp öğle namazına duruyorum.

Çıkışta saate bakıyorum. İkiye geliyor. Avluda Hasan Tablî’ye ait olduğu rivayet edilen ağaca çaput bağlayan kadınları görüyorum. Zihnim hemen bir kıyasa girişiyor. Cami imamı ve bu biçare kadınlar. Farkı görmeye çalışıyorum. Yok, olmuyor.

Postaneye doğru yol alıyorum. Cuma, hutbe, devlet, Şehzadebaşı, irtica planı, kırgınlık, postane, miting.. Şimdi hepsi zihnimde üst üste çıkmış.

Biraz aşım ağrıyor.

-mak

şuara sürüsü

 

Şuara Suresi 224. ayete

ihtiyati tedbirle yaklaşmak üzere

tefsire naçizane girişim
                                            ’Büşra’ için   

şair yenilgiyi

yeni bir ilgi ile

kucakladı.

şair isyana yanaşmaz

imanıdır imkanı.

şaire yaraşır

varoşta yaşamak

varoluş sorun değil.

Emirgan uzak kalır

şair Kağıthane’ye yürür.

taammüden yazmak

boşa ağlamamak için

Çağlayan’a varır.

andolsun

asrın aslı astarı

asılsız bir ihbar!

şair

‘aman da şiir olsun’

derdinde değil.

aman’da yük var

zaten büyük.

Bir Ergenekon Eylem Planı Daha!

Taraf, Genelkurmay’a ait “İrticayla Mücadele Eylem Planı”ndan sonra yeni bir Eylem Planı’na daha ulaştı. Mecidiyeköy’de bir öğrenci evinde ele geçirilen plana göre Anayasa değiştirilecek.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk fakültesi öğrencisi Mehmet Ali Başaran’ın kitlesel bir hareket için eylem planı hazırladığı ortaya çıktı. Ergenekonik zihniyet ve yapılanmasından duyulan rahatsızlık üzerine ‘Yeter Artık: Herkes İçin Adalet’ diyerek kendilerine vazife çıkaran bir grup öğrencinin icraata geçtiğini kanıtlayan bir belge bu.

Kamuoyunu yönlendirmek amacıyla hazırlanan“Hukuksuzlukla Mücadele Eylem Planı” ile Türkiye’nin yönünü değiştirme hedefleri bir bir sıralanmış. İşte; bir sayfadan oluşan bu belgedeki sarsıcı maddeler:

 - Askerin Hukuksuz işlere girişmesine bir son verilmesi için bütün ordu mensuplarına zorunlu olarak 2 yıl süre ile Hukuka Giriş dersleri okutulması sağlanacak.

- Anayasada değişiklik yaptırılacak ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen tek madde şu olacak: “Devlet kendi koyduğu kurallara tabidir!”

- Devlet’in unutkanlığına son vermek adına yenilenecek nüfus cüzdanlarına “1. Sınıf Vatandaş Nüfus Cüzdanı” yazacak ve her vatandaşımız bu kimlikleri kullanacak!

- İzleyici veya dinleyici kitlesi fazla olan radyo, televizyon programlarına canlı yayın esnasında bağlanılarak, samimiyetle Allah’tan, Allah’tan korkmazsan kuldan utanman gerektiğinden, mazlumun ahının yerde kalmayacağından, Vicdan diye bir şeyin olduğundan, insaf’tan, İnsan’dan, İnsan’ın doğuştan gelen vazgeçilmez devredilmez hakları’ndan, kardeşlikten, ahlak’tan, namus’tan, haysiyet’ten, medeniyet’ten, aşk’tan, güneş’ten, çiçeklerden, ılık bir bardak sütten, bir minik kuzucuktan bahsedilecek! -

 -İnsanlıktan- ‘yandaş’ medya organlarında, sanki ateş bizim hanelerimize de düşmüş gibi, savaşın son bulması için, halkların kardeş kardeş yaşamasına müsade edilmesi için çağrıda bulunulacak ve ‘irtica’ mavalları yerine, bu ülkedeki müslümanları tehdit olarak görmek yerine, onlarla, ‘selamün aleyküm’ denilerek iletişime geçilmesi sağlanacak, azınlıklar dahil herkesin burada huzur içinde yaşaması için gerekli deneyim ve ekonomiye sahip olduğumuz vurgusu yapılacak.

(mab)

Şiire reddi yedir!

Şiire reddi yedir.
-şirk açlıktan ölse yeridir-

Kalbim savaş meydanı.
Ağlamak’tan başka
Onlarca kelime var
Benim için ağlamakta.
Şerit değiştirdim ve sinyal verdim.
Trafiğin böyle akışına
Verip veriştirdim.
Sözün özürü bu kadar basit
Algıda geçicilik var, ölüm var.
Ey!.. diye sana seslenişim
Yürekten bir eylemdir.
Batıldan kopartmada
Bir altın madalya.
Ne derlerse desinler
İrin içirmeyecek şiirin!
Ey sevgili, baksana,
Eski bir yazma eyleminde
Çekilmiş fotoğrafımız..

sözden söz açmak

sözden söz açmak

 

çiçek kokan bir söz bu’l

sana seslenen bir söz bu’l

seni düşünen bir söz bu’l

zor günler için bir söz bu’l

hediyelik bir söz bu:

İçinde sevinç olan

dua olan

yol olan

yoldaş

bir söz bu’lunsun!

 

(mab)

Af’allahû anh

Bir türlü koyulamayan nokta, koyulmuş olsa da onu koyultmak gerekebilir!

Nokta Derviş Zaim’in son filmi. Hat sanatıyla beyaz perdeye yazılmış bir şiir bu.
Film çekmek silah çekmektir diyen yönetmen değil karşımızdaki. Ne ki Zaim için bu filmi çekmek vicdan azabı çekmek anlamına gelmiş. (Allah onu –kahramanımızı- affetsin!)
Tek bir mekan var karşımızda: Tuz Gölü. Bu muazzam beyaz kağıda bakıyoruz. Kağıt üzerinde ne varsa metne dahil.
Evet, “tuza bakmak bile susatır insanı!”

Bu filmi okumadan önce yazarını; yönetmen ‘Derviş’i okumak gerek. Değişik yollardan yürüyen bu adam bildiğini okuya okuya işi meydan okumaya kadar vardırmış bu geldiği Nokta’da! Değişik sanatları mezcederek sinema ‘sanatı’nı icra ediyor.
(‘Filler ve Çimen’de – Ebru sanatı– ‘Cenneti Beklerken’de – Minyatür sanatı-)
Bayağı anlamında klasik Türk sinemasına bir ruh getirmek için taa derinlerden getirdiklerine bakıyor ve bu garip adama saygı duyuyorum.

O görüntüyü şiire getirmesini iyi biliyor doğrusu. Ben de ondan mülhem, sözü şiire, onun son şiirine getiriyor ve bırakıyorum. Ama dediği gibi yapacak, nokta koymayacağım. Metinde kanayan yara! Tuz Gölü’nden beyaz kağıtta…
Biri oraya hatla –Arapça- ‘Allah Onu Affetsin’ yazmıştır ama nûn’da koyulması unutulmuş bir nokta vardır. Dolayısıyla –mıdır- ki af gelmez, vicdan azabı sürer.
Kocaman beyaz kağıt üzerinde dolaşan insanlar hem yazanı hem de yazılanı mıdır kaderin?
“Hata”ya düşen hattata ustasının söylediği söz hatta ve hatta hayata dair ilkedir:
İnanmayan Yazamaz!

(mab)

86 / 85« İlk...102030...83848586