man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Anasdas

sana demedim mi karanlık yokuşlardan her geçişinde kendine değil rüzgara sarılacaksın sımsıkı diye. zemini ezerken gövden, sokaklara damıttığın hüznün değil, teninin sıcaklığı olacak demedim mi..hüznünü damıtırsan olmaz çünkü. hem, insanın en yıkık, en bitik, en kırık, en yorgun, en hiç olup acizliğinin dibine vurduğu anlarda hala nefes alabilmeye sabır gösterebilmesi, en güçlü anının onun en hüzünlü anı olduğunun kanıtı değil de nedir anasdas. giderken rüzgara “bana bir şarkı söyle” türküsünü mırıldan demedim mi sana..hüzün sever o türküyü, rüzgar da gelir arkandan.
ben hep kalan oldum biliyor musun anasdas, belki de o yüzden böylesine arzu ettim gitmeyi..aslında gitmek, kalan olmaktan yeğ midir her vakit, diye sorunca kendime anasdas, hiç sanmam diye cevap verdi hep. terk etmek istediğin ne varsa gelir peşinden dedi, zehrin gelir ve umutların olur arkada kalan. çünkü zaten, seni böylesine ışıksız karanlık sokaklara iten, umudunun cansız bedenini toprağa verişlerindir. bedenini gömersin umutlarının, vebalı ruhu takip eder seni..ya umudum yaşasaydı’nın ne olurduları bırakmaz zihninin yakasını.. ben.. hep.. kalan oldum biliyor musun anasdas.. nazlı sandallarını bir müddet kendine demirleyebilen bir kıyıydım sadece.. oysa zincirlerim gönül bağıydı sandallarımın nazenin gerdanına usulca taktığım.. oysa..
bu sefer.. git anasdas.. artık toprak olandan medet bekleme..
başka nesil umutların savaşlarına bırak kendini.. bu sefer git..

Sevgi/li Değilsin Melankoli

Sevgilim!   Melankolik şiirlerden kaçışım, gözlerimin önündeki buğulu camların kırılıp dünya soğuğunu yemem sonucu aşksal enfeksiyona tutulmamdandır..

Bekleme benden, damardan verilen bir umutsuzluk sıvısıyla kanına karışacak göz yaşartıcı bir bomba şiir!

Kısa, kızgın ve kavgacı: dünya hayatı : tam da yazmak istediğim..

HİCRET

Şimdi gidiyorsun
İstanbul semalarından bir kez daha bakıyorsun vazgeçmeyi başardığın büyülü şehre
İstanbul peçesinin altından gülümsüyor sana
Neden ondan vazgeçtiğini biliyor
Yüreğini görüyor güzel şehir

Sesi çıkmıyor belki ama görüyorsun değil mi?
Annen, baban, arkadaşların…
Ve onlar…
Nasıl da selamlıyorlar seni
Yağmurlu bir sonbahar gününde uğurluyor seni hüzünlü kent
Martılar eşlik ediyor yolculuğuna
Ve onlar…

Biliyorum rüyalarında hep karşına çıkacak arkada bıraktıkların
Aileni izleyeceksin rüyalarında, dostlarını ve Beşiktaş’ı..
Belki dinmeyecek hasretin, buğulu gözlerle bakacaksın etrafına
Ama yine de ne zaman bir çocuğun gülümsemesine şahit olsan
Teselli olacak sana o emsalsiz bakışlar…
Önden gidenlerden olduğunu farkedeceksin işte o zaman…
Rüyalarda kavuşmayı lütuf bileceksin…
Her sabaha daha huzurlu varacaksın..

Şimdi gidiyorsun…
Biraz buruk, biraz heyecanlı
Yeşereceğin topraklara doğru yol alıyorsun…
Açma vakti geldi kardelenlerin…

Karalıyorum, Öylesine, Umutluca..

Karalıyorum umuda dair ne varsa umutla..

Evet belki pervasızca, acelece ama tüm benliğimle..

Ben diyebildiklerime olan şahitliğimle, kaybetmediklerimce kaybettiklerimle..

Unutmak nedir demiştin ya hani, o gün unutulduğunu bile düşünmeden, sahte unutuluşlara sahte gözyaşları döktüğün, o an..

Biliyorum, şimdi bu cümleyi duysaydın itiraz edecektin hemencecik. Olur mu sahte unutuluş, hele bir de sahte gözyaşı demişsin diye..

Olsun, tüm itirazlarını yazdım şimdiden uçan kuşların kanadına.. Götürsünler soğuk rüzgarların arasında sıcacık şehirlere.. İtirazlarına itiraz edeceğin o gün gelmeden uz/aklaştırsınlar karaya bürünmüş duygularını.. Yakınlaştırsınlar mağfiretin yağmurunda saflaşmış hakikati..

Ve göklerden yere düşsün kaygıların.. Sonra kaybolsun zaman kavramının alaca karanlığında hayatın. Serilsin gökyüzüne seyreylemek için yıldızlar.. Gözlerin yıldızlara yıldızlar gözlerine baksın. Sen küçücük gör yıldızları, yıldızlarsa seni.  Sen kendini aciz gör, yıldızlarsa şahit olsun. Yıllar öncesinin ışığıyla, karanlıktan, yokluktan..

Sabret hayata dair ne varsa zihninde başkalaşmış düşüncelerle.. Bulaştırıp kirletme alemi kirlenen sevginle.. Şimdi kalk ve uyar..  Uy yâr.. Alem seni bekler.. Vedûd.. Bekler..

Haykırmaktan korkma gerçekleri. Sahteliğin pençesinden ancak bu şekilde kurtulabilirsin. Bükme boynunu, bir yağlı ilmik de sana geçirirler fark etmezsin. Sonra bir karmaşanın ortasında bulursun kendini tüm sessizliğinle. Zalimler korosunun sessiz üyesi olursun, sensizliğinle..

Sen hayatı yormazsan bil ki hayat seni yormaz. Sen hayata gülümsemezsen hayat sana gülümsemez. Sen hayata ağlamazsan hayat sana ağlamaz. Sen hayatı anlamazsan hayat seni anlamaz. Ne demiş şair; Hayat sensin, hayata inmelisin/kendini bulmalısın, kendinle kucaklaşmalısın..

Şairleri uçuk bulma. Kaybetmenin eşiğinde kazanmalara oynaman için bu cümlelere ihtiyacın var. Hem bu cümlelerle adımlayacaksın cümlelerin ulvilerine.. Okumanın tadına vardıkça kendinle buluşacak, kendini okuyacaksın.. Ya da hiçbir şaire kulak vermeyeceksin, şairlerin kalbine cümleleri koyana irtica edeceksin. Bir cümle de sana vermesi için..

Bir cümlelik hayatını yazdıracaksın sağına ve soluna.. Öznesi sen olan her cümlenin sonuna koyduğun üç noktalarca hesaba çekileceksin. Bileceksin ve göreceksin şer-hayır zerreciklerini.. Ardından yağmur yüklü bulutların siyahlığına bürüneceksin. Saklanacaksın bir tutam utangaçlığın arkasına. Bir rahmet bekleyeceksin, karanlığın ardından beklenen güneş kadar kuşatıcı,sıcacık, sarıp sarmalayan..

Döküleceksin, siyahlıklarını yitireceksin. Mutlu olacaksın bu kaybedişten.. Kaybolacaksın..

Sonra dönüp kendine bakacaksın.. Kendinle hesaplaşacaksın.. Fakat bulamayacaksın kendini.. Kızacaksın.. Ölçüp biçeceksin tutarsızca. Tam kibrine yenik düşerken, karalayacaksın umuda dair ne varsa.. Acizliğini fark edeceksin..Özür makamına koşacaksın..  Özrünce tutunacaksın.. Özünce tutuşacaksın.. Acemice, acelece.. Ama tüm benliğince..

Makus yazgı

Yalnızlık, ölüm, gelecek korkusu ve tüm bunları içinde barındıran bir düzene kaygının yegane sahibi olarak dolaşıyorum sarih cümlelerde. Hayat bunlarla geçip gidecek ve sanki bedenim hüznümden bile küçükken, bir oda, bir ev, bir dünya dolusu endişe iktisap etmişim. Edindiğim bilgiler istihza ile oyalarken agahı, gönlümün bir yerine göğüs kafesimi parçalayacakmışcasına derin bir sancı saplanır. Unutulmaya yüz tutmuş anılar, bir bir pencerelerini açarken, içerimde nutku tutulmuş bir derin nefes kalır. Hiç iç çekemediğim…

Muhtevasında koca bir ümitsizlik, p.ç bir küfür savurur dünyaya. Elimde o an için tuttuğum son mutluluk balonu göğe doğru süzülür. Uyuyuveririm. Ne yazık ki, alışmak uyandırıverir beni gözyaşlarıyla yıkanmış kainata, “gerçek”te kabus görmeyi dileyebilirim. Ancak hepsi “gerçek”… Bazen umudum alır başını gider, sebepli sebepsiz büyür de büyür. Neden sonra bir öfke rolüne bürünür… Kendine özgü efsanelerim üzerinde yürürüm böylece. Zalim bir sultanın sultasında… Tüm ümidi idam etmiş Oysa…

Görüşlerime değen, şaşmış bir ifadede kalakalmış bir abes bakış. Ne de ağırlaştı gün birden. Oysa dağına göre kardı hep yağan… Bir bilmecenin tek harfiyim. Tekim; bir ben varım, bir de diğer yarım. Bir yanımda doğu, diğer yanımda yatsı ezanı. Gürül gürül akan bir ırmak gibi akıp giden, durgun bir dere gibi sığ,  solgun günlerdeki denizler gibi dalgalı düşlerim. Düşüşlerimden yorulmuş belleğim… Batı’nın acısı derinliğinde bir tek kelimem vardı, bir de anlamı. Hikayelerin yüzü değiştirilmiş; kurtlar, kuzular, yalancı çobanlar, dimağı tutulmuş çocuklar… Uzakta bulunan bir kızıllık alır gözümü, gönlümü ise dilfeza. Makus yazgı yine aldattı beklentileri. Ne diyordu yazar; hayatta en çok zorlandığım şey, insanlara verdiğim değerleri geri almaktı…

zamanın çekimleri

anlat onlara bir okula gireceklerini
şehadeti mezuniyet bileceklerini

öncesinde hepsi toplanmalı her birinde
her biri okumalı andımızı hepsinde
hepsinde çölden ‘deli’ bir rüzgar esmeli:

‘de ki: benim namazım, ibadetlerim, hayatım
ve ölümüm âlemlerin rabbi olan Allah içindir!’

Allah’a adanmış bir yaşamın adının dua,
adımlarının sabır olduğunu dile, dile getir elle

inançlarından başka vatanları yok, peşinen bildir.
peşinden örnek göster yüreklerini ki
akıllarını yüreklerine toplasınlar.

delilere neden sempati besleyeceklerini sezdir
bu resul kokan bir sestir

bilmenin canı cehenneme: yapabilmeliler.
‘gözlerim nemli değil gözlerim namlu’ demek oluyor ki
göze almaları derle, ahirete bakan gözlerinde demle

yığılma, yığınlardan atla hakla, sakın ha arta kalma

haktan alacaklarını tahsil et, var git kavgaya biat et!

Bismillah her hayrın başıdır,
öyleyse parmak kaldır bayrak kaldır baş kaldır.

galeyana gel halka ol etrafında halkın
sesini yükselt, duyulsun mırıldanışları itirazın.

infilak et zalimin zulmüne bir kıyamı aşk et!

askerlikten soğu, okuldan uzaklaş ve yaklaş
bak sana ne göstereceğim: vergilendirilmiş kumpas!

zamanın çekimleri bitti, seyirdeyiz görüntülerde
O’na göre eyle, O’na göre söyle

kelimelerin başını okşasınlar, ünlemsiz konuşmasınlar!

unutulmasın gariplerin adı ah: tıklayınca kapısını açan Allah.

düzenli olarak kan versinler sözlere, ahde vefa göstersinler

vâkıf olsunlar ki İslam: annesine bakması bebeğin: iman ise gözleri.

yüzünü yeryüzüne dön sen, pencereyi ardına dek aç bahçeye, doğ..

gökyüzünde misafir öğrenci olmayı rica et,
insanlığın rabbine, insanlığın hakimine, insanlığın ilahına iltica et.

ölümün kokusunu al ve ver elbette her güzellikten kardeşliğe
bak ayet ayet yetmeye, yetişmeye

müminler ancak kardeştir: bir diğerinde kendi
birindeki dinlenme diğerindeki yorulmaya değmeli

ibraz et: bu rabbine yazdığın bir dilekçe,
kabul olmayacak birbirinizi gerçekten sevmedikçe

‘biz dileyemeyiz, âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe!’

15 / 4« İlk...3456...10...Son »