man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Yazar: Zeynep Ezgin

Yemezsem Büyüyemem


Çocukluğumun krakeri işte…
Çıtı pıtı…
Narin…
Her an kırılmaya müsait…
Kullanım amaçları muhtelif…
Annelerin misafirliğe gidildiğinde ya da yolculuğa çıkıldığında çocuğunun “Anne, ben acıktım…” demesine fırsat vermeden “Anne be…” der demez leb demeden leblebiyi anlayıp çantadan çıkardıkları, ortamdaki muhabbete ara vermemeleri için kurtarıcıları olan kraker…
Anne, baba, abla, abi, dayıoğlu, halakızı, yoldan geçen teyzenin amcasının üç numaralı torununun en yakın arkadaşı vs. fark etmez herhangi bir yurdum insanının çok zayıf biriyle karşılaştıklarında “çubuk krakere dönmüşün iyice, ellesem kırılcan, ye azıcık…” diye yaptıkları benzetmenin, benzetilen öğesi olan kraker…
Ve çocuklar için lezzet aracının yanında aralarında yaptıkları yarışlara, eğlencelere konu olmuş kraker…
Sizde eğlenir miydiniz bilmem ama ben çok severdim. Üstüne yer yer kondurulmuş olan tuz kristallerini ayırıp, önce onları yemeyi…
Sonrada bir nev’i soyulmuş olan bu ince uzun krakeri inceliği yetmezmiş gibi boydan boya ikiye ayırmaya çalışırdık kırmamaya özen göstererek… Kırılınca üzülürdük biraz, sonra kalanı hızlı hızlı yer, yeni bir tanesinde şansımızı denerdik… Bu böyle sürüp giderdi…
Ve o an… Elinde pakettekilerin yarısı genişliğinde uzun bir kraker bulunduğu an, yani başardığında dünyanın en mutlu çocuğusundur işte. Bir zafer kazanmışsındır. Küçük zaferler eşittir büyük mutluluklar demektir elde edilen zaferin öznesi hele de çocuksa…
Bu başarının ödülü olarakta diğerleri hala o zafere ulaşmaya çalışırken; zaferi kazanan, kalan krakerleri bu eziyete girmeden yiyebilir artık. Evet çocuğa da eziyet gibi gelir bazen ama eğlencedir aynı zamanda, büyük lezzet vardır arkasında…
Ve işte bunun için değerdir…
Hedefe gidilen yolda çekilen çile kutsaldır misali…

Ve hala benim krakerim işte…
Büyüsem de…
Büyümek istemesem de…
Markete gittiğimde raflardan birinde tüm kırmızılığıyla “Ben buradayım.” diyen kraker paketine sağ elimi uzatıp raftaki diğer paketlerden ayıracağım esnada çocukken onunla yaşadığım hatıralar gözümün önüne gelir tek tek…
En acıktığım zamanda yiyecek bulamazken midemin tek dostu…
Gördüğüm, yaşadığım ilginç veya komik bir olayı anlatmek istediğimde giriş cümlesi bulmak için kıvranırken “Şimdi biz çubuk kraker yiyoduk. Sonra şöyle şöyle olmuştu…” diye başlayan cümle girişleriyle kurtarıcım olmuştur hep…
Artık sınav zamanları kahvaltı yapmaya vakit bulamadığımda defter, kitap, kalem yanında bir de çubuk kraker paketim bulunur masanın üstünde şu anda olduğu gibi…
Ve hala yolculuğa çıktığımda, yolculuk bitene kadar açlığımı bastıran yegane yiyecek…
Çocukluğumdan tek bir farkla…
Artık annemin değil, benim çantamdan çıkıyordur bu kırmızı paket…
Çünkü büyümüşümdür…
Farkında olmadan…
Hangi ara annemin çantasından benimkine atladılar bilemedim hiç…
Ne zaman?
Ben uyurken herhalde…
Görmedim çünkü…
Farketmeden büyüdüm işte…
Yemezsem büyüyemem…
Büyüyemezsem okula gidemem…
Bilsem hiç yer miydim..?

4 / 41234