Yazar: Mehmet Ali Basaran
Şiire reddi yedir!
Şiire reddi yedir.
-şirk açlıktan ölse yeridir-
Kalbim savaş meydanı.
Ağlamak’tan başka
Onlarca kelime var
Benim için ağlamakta.
Şerit değiştirdim ve sinyal verdim.
Trafiğin böyle akışına
Verip veriştirdim.
Sözün özürü bu kadar basit
Algıda geçicilik var, ölüm var.
Ey!.. diye sana seslenişim
Yürekten bir eylemdir.
Batıldan kopartmada
Bir altın madalya.
Ne derlerse desinler
İrin içirmeyecek şiirin!
Ey sevgili, baksana,
Eski bir yazma eyleminde
Çekilmiş fotoğrafımız..
sözden söz açmak
sözden söz açmak
çiçek kokan bir söz bu’l
sana seslenen bir söz bu’l
seni düşünen bir söz bu’l
zor günler için bir söz bu’l
hediyelik bir söz bu:
İçinde sevinç olan
dua olan
yol olan
yoldaş
bir söz bu’lunsun!
(mab)
Af’allahû anh
Bir türlü koyulamayan nokta, koyulmuş olsa da onu koyultmak gerekebilir!
Nokta Derviş Zaim’in son filmi. Hat sanatıyla beyaz perdeye yazılmış bir şiir bu.
Film çekmek silah çekmektir diyen yönetmen değil karşımızdaki. Ne ki Zaim için bu filmi çekmek vicdan azabı çekmek anlamına gelmiş. (Allah onu –kahramanımızı- affetsin!)
Tek bir mekan var karşımızda: Tuz Gölü. Bu muazzam beyaz kağıda bakıyoruz. Kağıt üzerinde ne varsa metne dahil.
Evet, “tuza bakmak bile susatır insanı!”
Bu filmi okumadan önce yazarını; yönetmen ‘Derviş’i okumak gerek. Değişik yollardan yürüyen bu adam bildiğini okuya okuya işi meydan okumaya kadar vardırmış bu geldiği Nokta’da! Değişik sanatları mezcederek sinema ‘sanatı’nı icra ediyor.
(‘Filler ve Çimen’de – Ebru sanatı– ‘Cenneti Beklerken’de – Minyatür sanatı-)
Bayağı anlamında klasik Türk sinemasına bir ruh getirmek için taa derinlerden getirdiklerine bakıyor ve bu garip adama saygı duyuyorum.
O görüntüyü şiire getirmesini iyi biliyor doğrusu. Ben de ondan mülhem, sözü şiire, onun son şiirine getiriyor ve bırakıyorum. Ama dediği gibi yapacak, nokta koymayacağım. Metinde kanayan yara! Tuz Gölü’nden beyaz kağıtta…
Biri oraya hatla –Arapça- ‘Allah Onu Affetsin’ yazmıştır ama nûn’da koyulması unutulmuş bir nokta vardır. Dolayısıyla –mıdır- ki af gelmez, vicdan azabı sürer.
Kocaman beyaz kağıt üzerinde dolaşan insanlar hem yazanı hem de yazılanı mıdır kaderin?
“Hata”ya düşen hattata ustasının söylediği söz hatta ve hatta hayata dair ilkedir:
İnanmayan Yazamaz!
(mab)























