man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Yazar: Mehmet Ali Basaran

Yeni Anayasa

‘Yalnız ve güzel ülkeme..’ yakışan, insan’a nimet olarak sunulmuş doğaya ve doğasına uygun, uçsuz bucaksız mavilikleri kucaklayan, hava gibi su gibi an gibi gerekli Adalet üzerinde yükselecek, barış ve esenlik ile yürüyecek bir antlaşma ile yeniden başlamaktır.

Yeniden başlamak, büyük felaketlerin, zulümlerin kapanı kılınmış bu topraklarda o denli büyük bir özür dileme ve helalleşme ile mümkün ancak.

Yeniden başlamak, ‘eski’ devletin tam tersine, ‘tabiatla uyum içinde insanı, insanlığı yaşatan’ bir devletle mümkün. Hep birlikte sözleşmekle..

Türkiye Allah’ındır. Allah’ın emaneti olan dağların, denizlerin, ırmakların, ağaçların, kuşların, toprağın üstünde ve altında yaşayan bütün canlıların..

Bu düşünce ve hissiyatla, yeni bir anayasa teklif ediyorum yurdumdan bir yudum olan bu yurda. Hakikate sadakatla..

Türkiye Cumhuriyeti 2012 Anayasası:

1) Türkiye Cumhuriyeti, Adalet anlayışı içinde, insan haklarına dayalı, sosyal bir hukuk devletidir.

2) Türkiye Cumhuriyeti içinde herkes ifade özgürlüğüne sahiptir.

3) Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye vatandaşı her insanın refah, huzur ve mutluluğunu sağlamayı temel görev edinmiştir.

4) Türkiye Cumhuriyeti herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerini garanti altına almıştır.

5) Türkiye Cumhuriyeti içinde herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

6) Türkiye Cumhuriyeti içinde herkes, vicdan ve dinî inanç özgürlüğüne sahiptir. Kimse, ibadete, dinî veya resmi âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

7) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

8) Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

9) Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde eğitim ve askerlik zorunlu değildir.

10) Türkiye Cumhuriyeti Devletinde kanunların ve onlara bağlı düzenlemelerin tamamı 10 maddelik bu anayasaya uygun olmak zorundadır.

(www.alintilardefteri.net)

yazmanın eşiği

Burdayım: yazmanın eşiğinde. Kendimi en özgür hissettiğim yerde. Kelimeleri uyandırıyorum, sokağa çağırıyorum. İşte bunu seviyorum. Başımıza neler geleceğini bilmiyorum. O yüzden bir metne başlığını en son ekliyorum. Başımızı alıp nereye gideceğimizi en başından bileceksek, ne demektir teslim olmak, nerde kaldı gizem!

İnsan, olmaya gittiği için yazmaya haddi olmayarak başlar. Gibi geliyor bana. Öte yandan ben gidiyorum Gibi’ye. Karşılaşıyoruz bir yerde, varsa dahası, kucaklaşıyoruz. Hasretlik, giderilir şey mi sanki! İnsanız, burası dünya.

Geleni mi yazar insan geçeni mi, bilemedim. Öyle bir demleniyor ki kaderim, sonra’dan çok önce’ye giderim. Ömrüm derim, giderlerimi karşılasa ya.

Yazmak hiç değilse kendine bağlanmaktır canlı yayında. Program her zaman iyi olacak diye bir şey yok ama!

Hayat sallar seni yaşamın beşiğinde.

İETT, Sevdik Seni Bir Kere!

“İETT 9 ay sonra yeni bir ulaşım zammını uygulamaya soktu.”
ozguracilim.net/bikmadan-zam/

İETT yıllardır yerinde sayıyor!
Çoktan şirketleşme hamlelerini tamamlayıp yolların kralı olmalı idi. Kâr paylarını arttırmalı, yabancı şoförler transfer etmeli, borsalara girmeli ve bizi hakkımız olan Avrupa yollarında temsil etmeli.
Neden Lüksemburg’un toplu taşıma ihalesini alamaz ki, neyi eksik? Geri bırakılmış ülkelerde, mesela Hindistan’da bütün okul servislerini alabilir. O vizyon İETT’de var.
Bir ek iş, ek gelir imkanı olarak yine, uzak doğu ülkelerinde ‘havaş’ ulaşımı sağlayabilir. Sadece akbil’den kazanmak yoluna gitmesi yeterli gelmiyor besbelli. Reklam ve tanıtım filmleri ile firmamız gücünü ve tanınırlığını dünyaya ilan etmeli.
Atatürk’ün de dediği gibi, yollar yürümekle aşınmaz belki ama yollar kazandırır! Hayatta önemli olan yola çıkmaksa İETT her daim orda olmalı, yolun başında! Her köşe başında, pınar başında, ocak başında!
Güreş nasıl ata sporumuzsa İETT de o denli atalarımızdan kalma bir firma.
“Hani onlara taksilere, minibüslere binin denildiğinde, ‘Hayır’ demişlerdi, ‘La havle, biz ancak atalarımızın araçlarına bineriz!”
Çocuklarımız bu bilinçle yetişmeli ve karne aldıklarında 28 liralık pullar da satın almak suretiyle İETT’mizi desteklemeye gönüllü olmaya, yani daha o yaşlarda, teşvik edilmeli, itilmeli, yuvarlanmalıdır!
Mersedes, Ford gibi küresel rakiplerin bireysel ulaşımı özendiren “karı kızlı” reklamları toplumun toplu taşımaya olan inancını zayıflatmış, gençlerimiz yozlaşmış, otobüse binme oranlarında ciddi düşüşler yaşanmıştır. Şu kadar ki bazı hatlarda toplu taşıma araçlarımız durma noktasına gelmiş, morali sıfıra inen bazı toplu taşıma araçlarının bu duruma bozulup, durduğu gözlemlenmiş. (70 KY, 18oNo bunlardan bazıları)
İETT patronları şunu bilmeli ki çocuklara İETT sevgisi 6 yaşına kadar verildi verildi! (7 çok geç!) Peki sorarım size, şoförlerimiz tarafından toplu taşıma araçlarına binen yavrularımıza şimdiye dek ne verildi!? Bir şeker olsun, bir maskot teker olsun, verilebilir. 4 yaşından küçüklere ücretsiz geçiş hakkı tanıyan oyuncak akbil veya İlkokulda karnesi hep ama hep beş olanlara yıl sonu 50 geçimlik, ‘full geçim’ akbiller hediye edilebilir. İETT Stratejik Teşvik Alt-üst Kurulu bünyesindeki AR-GE, VAY-BE gibi birimler daha çok proje üretmeli.
Demek istediğim, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemeli.
Diyanet ve Genelkurmay bu devletin emrinde değil mi!? Onlar da el atmalı, bu milli kalkınma ham’lesine katkıda bulunmalı.
Askeriye’de dağıtımlar yapılınca, erler gidecekleri yerlere İETT araçları ile götürülmeli ve araçlardan inince toplaştırılıp yeminler edilmeli : ‘Tanrımıza selam olsun! İETT’miz zengin olsun! Yolumuz Açık olsun!’
Diyanet yılda üç beş cuma hutbesini gündeme kapılmaksızın –zaten biri İETT haftası içinde olur- toplu taşımaya ayırmalı. ‘Peygamberimiz bugün yaşaya idi toplu taşıma araçlarına binerdi, o kamuyu ve ümmetini düşünürdü’ gibi, doğrudan dini misallerle halkta bir İETT sevgisi, bağımlılığı yaratılmalı.

Sonuçta kamu eğitiminin amacı kamunun oyunu oluşturmaktır ve şu soruyu sordurmaktır: Sen ey makbul vatandaş, bugün devlet için ne yaptın?

- Ben bugün akbil doldurdum!

(Dün de doldurmuştum, yarın da dolduracağım!..)

Allah pervasızları sever

ilkin bahardır senin, ardın sıra har
bana öyle geliyor ki sevda her bir yanda defa

burası ilk kez buralarda olmaya asıl sonraya
erken kalkıp aldığım yolları hep yollarım sana
güzel sözü sadaka bil keskin gözü sadakta
saçlarını okşa fesleğenin ellerini kokla

her zaman önemlidir ilk intifada
örnek vermek gerekirse Allah pervasızları sever!

büyüyünce peygamberin kardeşleri olacağım
meleklerle kahvaltıya oturalım hele
terlesin dualarımız nefeslerde

ilkin seherdir senin, ardın sıra her
bana öyle geliyor ki sevda her bir yanda feda

öyle bi özledim ki seni ey nebî

en son söylenmesi gerekeni en başta susmak
gariplerin fıkıh usulüdür ebet elinde sepet
şairsen gönderme yapma ölüme gönder kelimeleri
sonuçta bir yerden taşlamak gerek zalimleri
ibadet dediğin ileriye etkili parça tesirli
diyorum ki sözlerim ılımlı değil alımlı değil
buradan bir şey çıkmazsa demişti hocam
komşuya gidilir gece el verince
selamlar sabahlar erkam’ın evinde

29 / 11234...1020...Son »