man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Ay: Ocak, 2012

yok böyle iyi

pembe panjurlar şiir evine eğreti
biz lan hitabına mübtelayız biraz,
ozon kokusu, hamur lekesi, mürekkep izi
ellerimiz böyle güzel, böyle temiz.

plates yok, kaş yok, şahıs yok
yolunmuş saçlar yok, dökülmeye karşı şampuan çok
herkes kendi basenlerini korusun hanımlar
bizden bi yere kadar.

21. YÜZYIL MASALI


Mirim,
Bir varmış iki henüz yokmuş,
Yaz varmış, kış henüz gelmemiş…
İki dağ arası kavuşmaz,
Ahitler ömrü billâh bozulmazmış…

Mirim, dünya bu bir lahza rüya…
Saman çöpü kıymetince hayat,
Bir tutam ihanet,
Vefa, bozacıda bir kupa,
Azadeymiş, eli yettiğince cefa!

Yorulma Ey Mirim ki anlayasın,
Haline feryadu figan katasın…
Saraydan içeri saray vardır,
Gözden dışarı kapağı vardır,
Gönül bu ya tutamağı vardır…

Sanma ki Ey Mirim kalan gidenden,
Arif maruftan bizar olmuş…
Az giden çok yol almış,
Sır bilen sırdaş olmuş,
Serden geçene yar yokmuş…

(fatma ilhan)

Yeni Anayasa

‘Yalnız ve güzel ülkeme..’ yakışan, insan’a nimet olarak sunulmuş doğaya ve doğasına uygun, uçsuz bucaksız mavilikleri kucaklayan, hava gibi su gibi an gibi gerekli Adalet üzerinde yükselecek, barış ve esenlik ile yürüyecek bir antlaşma ile yeniden başlamaktır.

Yeniden başlamak, büyük felaketlerin, zulümlerin kapanı kılınmış bu topraklarda o denli büyük bir özür dileme ve helalleşme ile mümkün ancak.

Yeniden başlamak, ‘eski’ devletin tam tersine, ‘tabiatla uyum içinde insanı, insanlığı yaşatan’ bir devletle mümkün. Hep birlikte sözleşmekle..

Türkiye Allah’ındır. Allah’ın emaneti olan dağların, denizlerin, ırmakların, ağaçların, kuşların, toprağın üstünde ve altında yaşayan bütün canlıların..

Bu düşünce ve hissiyatla, yeni bir anayasa teklif ediyorum yurdumdan bir yudum olan bu yurda. Hakikate sadakatla..

Türkiye Cumhuriyeti 2012 Anayasası:

1) Türkiye Cumhuriyeti, Adalet anlayışı içinde, insan haklarına dayalı, sosyal bir hukuk devletidir.

2) Türkiye Cumhuriyeti içinde herkes ifade özgürlüğüne sahiptir.

3) Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye vatandaşı her insanın refah, huzur ve mutluluğunu sağlamayı temel görev edinmiştir.

4) Türkiye Cumhuriyeti herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerini garanti altına almıştır.

5) Türkiye Cumhuriyeti içinde herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

6) Türkiye Cumhuriyeti içinde herkes, vicdan ve dinî inanç özgürlüğüne sahiptir. Kimse, ibadete, dinî veya resmi âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

7) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

8) Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

9) Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde eğitim ve askerlik zorunlu değildir.

10) Türkiye Cumhuriyeti Devletinde kanunların ve onlara bağlı düzenlemelerin tamamı 10 maddelik bu anayasaya uygun olmak zorundadır.

(www.alintilardefteri.net)

Bi Sıkımlık Kafa

 Bi sıkımlık kafaydı bizimkisi
 Unlu kurabiye gibi ağızda dağılan düşüncelerimiz vardı
 Biraz da damıtılmış merhamet damlatıyordu göğüslerimiz
 Kimseye bir şey anlatmak gibi bir arzumuz da yoktu oysa
 Deli dana hastalığına yakalanmış bir buzağı gibi babamıza koşturmalıydık
 Bahçe duvarına asılan ibretlik kafa o olmasa.
 -
 Bi hatalık andı bizimkisi
 İstihdam projelerine sırt çevirmiş katırlarımız suçluydu
 Bir de istanbul çocukları sokağın iş ararken tiner bulunca
 Kim bilir içimizde yatan terörü, kim sever topla tüfeği
 Delip geçince karnını ve parçalarını toplamayı kim ister
 Sınırdan geçerken ufalanan 35 cesedin.
 -
 Bi içimlik sigaraydı bizimkisi
 Ciğerlerimiz çürüdükçe doktorlar daha gazla dedi
 Süratli ve dikkatli bir araba gibi yolda sürüyorduk
 Aslında yürüyorduk biz, uçan f-16’lar ve kuşlar
 Doğan güneş değildi, ortalık karanlık da değildi
 Orada yatan ben değildim oysa, kaçakçı katırlar.