Hep damar full damar
sen bana he demedin cennet ahirete devretti
şimdi dünyanın ötesini berisini
en materyal halimle kurcalarım
toprağı bızıklarım elim çamura bulanır
çamur bana yakışır su sana ulaşır
(-Hey Sakarya! Kim demiş suya vurulmaz perçin?)
gün belli ay belli sene belli
yer belli gök belli gece belli daha ne var
önümden başka bakacağım ne var
yol hep yol hep yol hep yol nihayeti yok
durak var üstü açık tepe güneş mide yanık
yanık türkü yanık tütün ciğer yanık
bunlar hep koku yapmaz birini allah sevmez
ama allahsızları kızlar sever bize hep imtihan
tamam vurmayın isyan değil bu yalnızca sitem
gidişini sezen ak sudan payımıza düşen
(-Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya…)
sol iç yan bağlarım koptu altı ay sahalardan itildik
şehir kuşatıldı biz gene tribünden sevdik
(-Şimdi dövün Sakarya! Dövünmek vakti bu an…)
düştük, düştük ama çıkarız elbet üst lige
talip çıkıyor kuruşluk hayır için hurdaya bile
gök binse üstümüze bir çift göze gene kalkarız
atara atar satıra satır bizde R yok hafız
(Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!)























