60′lar 70′ler 80′ler silsilesi- ve Seksenlerde doğanlar zümresi
Sen daha küçüksün, olaylar büyük ve derin
nasıl da bilmiş bilmiş gezinirsin
deyince babam, irkildim biraz da diklendim
mücahit olmadan mı müteahhitliğe girmeliydim?
60′lar, 70′ler, 80′ler mücadele silsilesinin zirvesindeydiler
şimdi hepsi kendi koltuklarını imal eden birer mobilya üreticisiler
bir fabrikanın dişlileri gibi aynı şarkıyı haykırıyorlar sanki
‘gençlik heyecanı geçecek birgün
güneş gibi doğacak hakikat ve ruhlar dizisi ölgün’
ben anlamazdım
ama biraz da anlatılması zordu olaylar
bir toplama kampıydı tamamen duygusal
ve duyguları kaybolmuş bir sürü dingin
manzara güzeldi ve güzelleşirdi kravatla delikanlılar
izleri iri yüzlerinde beliren bir ölü toprağı bezgin
60′lar, 70′ler, 80′ler ve biribirini kırıp geçirenler
şimdi hepsi kırılan kalplerinin tecrübesini yüceltme evresindeler
bir tavuk kümesine tilkinin dalışındaki gibi bu film
sesleri ve gidişatı kayıp bir kümes hengamesi
beni korkutan ise uçuşan tavuk tüylerinin ağzıma girmek isteyişi idi.
Şeriat masal, komünizm ütopik, herşey biter uyan
gerçek bir para var, para var gerçekten,
lazım ama para yok, ondan bende hiç yok bilemem
anlamazdım ben işte ondan,
bana maaş bağlamamışsa tanımazdım devleti hiç yoktan
bilmezdim şarkıların mahiyeti pek derin
60′lar, 70′ler, 80′ler ve acemi erler devresi
şimdi hepsi ormanın asil kralı aslanın sıradan yemekçisi
ve seksenlerin sonunda doğanlar zümresi yani ben
ben yani belediyenin ektiği çiçekleri öfkesinden koparan
aslında biz, tecrübesiz faydasız heyecanlı gençlik nitelemesiyle hemhaliz
oysa tecrübe en çok da gözlerini büyütenlerin
ya da gözlerini makam bürüyenlerin, rengarenk bir iklimin
ama biz, her iklimde toprağı elleriyle deşeleyip tohumlar bırakan
yeni bir dengeyiz.
_tasfiye dergisi – 34. sayı’dan_























