man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Kirli Fetva

Tir tir titriyordu. Yüzüne değen soğuk suyun vücudunda bıraktığı etki değildi bu titreme.  Hava sıcaktı, hatta soğuk bir ter boşalıyordu saçlarının arasından. Hasta değildi. Titriyordu, annesine baktı, bir de aynaya… Kendine yani, kendisi sandığı görüntüsüne…

Aynada daha önce hiç bu kadar çok izlememişti kendisini. Saçlarını bu kadar fazla taramamıştı ince ince. Uçlarına tutunmuş hüzünleri tarağın dişleri arasında kaybetmeye çalıştı. Sonra sarı saçları arasında dolanan hüzün yüklü kırmızı tarağa baktı uzun uzun. Sonra gözlerini aşağı doğru kaydırdı. Üzerindeki üniformanın bedenini kaplamasına ve buna itiraz edemeyişine şaşırdı. Oysa daha düne kadar böyle bir üniformayla uzaktan yakından bir bağlantısı yokken, bugün girmiş olduğu bu şekle bir anlam veremiyordu. Ağlamalı mıydı yoksa gülmeli miydi uzun bir süre kararsız kaldı. Benliğini kavuran sızıları annesinin telkinleri gidermiyordu nedense. Bir yerlerde yanlış bir şeyler vardı ama…

Başına geçirdiği şapkası saçlarını örtmüyordu. Adım adım inerken merdivenlerden, gözlerine döküldü ve yanaklarına süzüldü hayalleri. Her biri birer damla olarak düşüyordu merdivenlere. Her bir damla tuz buz oluyordu şimdinin acımasız kollarında…

Tek tesellisi az da olsa gözlerinde birikmiş damlalardı… Hayallerini hatırlatıyordu kendisine… Fakat merdivenlerin ucunda bekleyen annesi, bu tesellisini de çevik bir hareketle gözlerinden almıştı. Ne yapıyorsun demeye kalmadan silivermişti hayallerini… Umutları, heyecanları, istekleri ve daha kurulmamış hayalleri bir mendilin derinliklerine gömülmüştü. Buna sadece seyirci kaldı, müdahale edemedi, dur diyemedi… Annesinin dudaklarından savrulan teselli sözlerini zihninde toparlayamadı. Ne dediğini anlayamadığı annesinin gözlerinin içine baktı. Buna annesi de bir anlam veremedi…

İçinin rahat olması gerekiyordu. Ne de olsa, derin(!) bilgisiyle insanlara rehberlik yapan hocaların vermiş olduğu fetvalar sonucu kabul etmişti bu yolu. Fakat bir yanı bu durumu kabullenirken diğer yanından sürekli isyan sesleri yükseliyordu.

Bu yerlerde Müslümanlar da yer almalıydı… Bir yerlerde Müslümanların yer alması gerekliliğinden o an nefret etti. Bir yerlerde yer almalı mıydı Müslümanlar bilmiyordu, eğer almalı iseler neden bu kendi olmuştu? Kendinden başka Müslüman yok muydu?

Benden başka Müslüman yok mu dedi adımını dışarı atarken…

Annesi boş boş baktı gözlerine…

Babası vefat edeli nice zaman olmuştu.

Babası kendisini görse ne derdi, merak etti…

O şimdi bir polisti. Saçlarını şapkasının altına gizlemek zorunda kalan bir polis…

Başörtüsüne uzanan kirli emellerin mağduruydu.

Kirli fetvaların…

Cevap yazın.