man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Zambak ve Kırmızı

- Başlamadan önce bir hatırlatış:  ”humeyraduzyaziyazsinamabayirasagi.wordpress.com” :)) söz dinleyen bir talebe olarak düz yazı ile karşınızdayım değerli öğretmenlerim, sevgili arkadaşlarım.. :) -

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Kırmızı’nın gözleri o sabahı ağırlarken hiç yorulmamıştı. Aynaya baktığında saçlarının şeklini beğendi. Özensizce topladığında hep daha güzel olurdu. Mutfağa yürürken bu aralar zayıfladığını düşündü. Topuğundaki yara henüz kapanmamıştı ve ara ara sızlıyordu. Geçen hafta bitirdiği kitaptan aklında kalan bir cümleyi mırıldandı. “Ağaçların sıhhatine bile imrenerek yürürdüm.”

Kahvaltı yapmayı sevmiyordu. Bir bardak portakal suyu içti. Bir-iki ceviz, bir avuç üzüm kurusu… Ihlamur kaynatmıştı ablası. Rengi nar gibiydi. Dedesinin salatalık topladıktan sonraki tozlu elleri gibi kokuyordu. Bir bardak da ıhlamur…

Dışarı çıktı. Rüzgarın yakıcılığı ve yaz hayalleri kurdurtan o enfes güneş… “Hele bir yaz gelsin…” dedi içinden… Pelit ağaçlarının altında yazacağım en güzel şiirimi… Halk kütüphanesinin terasına çıkacağım ve saatlerce Nurullah Genç okuyacağım… Elmalı soda alıp pipetle içeceğim… Biraz da çilekli dondurma… Yok yok en iyisi çay, yazın da güzel, kışın da..

Yürüdü. Karşısına bardakta mısır yiyen üç tane çocuk çıktı. Acıkmıştı. Üzerinde hafif acılı sos ile ne de güzel olurdu. Yürüdü. Önünden sırtında bavul taşıyan yaşlı birisi geçti. Yüksek sesle şarkı söylüyordu. Bugün onun bayramı olmalıydı. Onun da önünden biri geçti. Herkes yürüyordu. Kimsenin topuğu sızlamıyor muydu?

Burnuna güneşli ter kokuları geldi, kalabalığa sokulduğunda… Mekke gibi kokuyordu. Tavaf gibi… Say gibi… Kalabalık her yerde aynı kokardı. Yaşlı teyzelerin başörtüleri hep nemli olurdu. En çok onlar ağlardı, çünkü. En çok onlar…

Alaaddin’in merdivenlerini çıktı ve sağdaki çay bahçesine oturdu. Nane-limon istedi. Zambak’ı da karşısındaydı. Gözlerini seyrede seyrede yudumladı bardağını. Zambak’ın o gün neşesi yerindeydi. Konuşmaya başladığında güneş bulutların arasından çıkıyordu. Sustuğunda hava gölgeleniyordu. Anlatıyordu. Anlatsın. Hiç susmasın. Güneş hiç gitmesin. Bulutlar…

Zambak, Kırmızı mutlu olsun diye o kadar çok anlattı ki, çayı soğumuştu. Son yudumunda yüzünü buruşturdu. Kalkma vaktiydi artık. “Bırak ben öderim.” “Hayır, saçmalama ben!” “Ama geçenkini sen ısmarlamıştın” “Hatırlamıyorum, ben” “Unutmadım…”

Rampalı’nın en alt katında aldılar soluğu… Hüner kitapevi…

-Hadi seç bir kitap, sana kutlu doğum hediyem olsun!

-Sana mesnevi şerhi alayım mı?

-Bu kitabın kapağındaki kız sana benziyor!

-Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi okumuş muydun?

-…

-…

Kitapçıdan çıktıklarında Zambak’ın elinde bir kitap, Kırmızı’nın elinde bir kitap vardı.

Ama Kırmızı’nın elindeki Zambak’ın, Zambak’ın elindeki Kırmızı’nındı.

Bir daha birlikte hayal kurmak için buluştuklarında emaneti iade edeceklerdi.

O zamana kadar altı çizilecekti can alıcı cümlelerin, satır aralarına notlar düşülecekti, gözyaşı bırakılacaktı hasret demlerinde. Yol ayrımında birbirlerine ayraç uzatırken söz verdiler, sonsuzcasına…

“Nefesin, soluğun olsun bu ayraç… Her kaldığın yerde beni hatırla!”

5 Yorum

  1. Sema Erdoğan |

    hümeyra!
    öykünü sevdim:)
    düzyazıda daha iyisin sanki.
    cümlelerinin kısa ve sade olması hikayeye hoş bir hava katmış.
    paragraf gibi cümleleri sevmiyorum, hele öykülerde hiç!
    betimlemelerin, minik adımları andırıyor.
    bu anlatımın üzerine Aladdin’i bir kez daha görmek istedim.

    şiirde tekrara düşmek çok kolay.
    ama öykü öyle değil sanırım; üzerine git derim.
    ..

    ‘güneşli ter kokuları’ ha.. güzeldi.
    :)

  2. Eslem Demirci |

    Sevgili Dost!
    ”Zambak ve Kırmızı” Öylesine samimi, öylesine sıcak, öylesine içten ve öylesine sen ki! Yorum yapılsa büyüsü, masalsı havası dağılacak hissi veriyor insana..
    Sana kırmızı çok yakışmış hakikaten, anlaşılan bundan böyle kırmızılı yazıların yolunu gözlemek düşecek payımıza heyecan ve mutlulukla..

  3. zambak’ının kırmızı’sı…

  4. Hatice Kübra |

    Çok samimi, güzel bir yazı maşallah.

    Susmaktan korkan biri olarak şu cümleye bayıldım:
    “Sustuğunda hava gölgeleniyordu” :)

Cevap yazın.