man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Baskı

‘Baskı’ demişti hoca ‘haftaya baskı çeşitlerini kullanarak bir resim yapacaksınız, ona göre hazırlanıp gelin’. Halbuki baskı denilince benim aklıma hep başka türlü şeyler gelirdi! Psikolojik olanı, mahallece olanı.. Bu sefer patates vardı sonracığıma soğan, limon, sünger, yaprak, karton, ip aklına ne gelirse! Sabah büyük bir mutlulukla çıktım evden. Diğer derslere zor tahammül ettim, beden eğitimi de bir yerden sonra sıkıyor insanı canım! Vee o büyük an geldi; kağıdım, boyalarım, baskı malzemeleri, müzik ve ben..

Önce patatese yıldız, kare, kalp, daire gibi klasik şekiller oydum sonra soğan takıldı gözüme: senden ne güneş olur ama! Rengarenk bir ağaç büyüdü sol tarafta, üzerinde kahverengi başka bir ağaç daha bitti. Gözümün önüne ‘baloon girl’ geldi bir anda. Birkaç dakika sonra onun gibi elbise giyen ama kalbini balonun ucundan göğsüne indirmiş, ona akletmeyi öğretmiş bir kız çıktı ortaya. Karşısındaki ağacın renkli ve top gibi meyvelerine bakmak için kaldırmış olmalı ellerini.. Birazdan başını kaldırınca kuşları görecek; onların da parmak izlerim gibi dünyada bir eşi daha yok. Ya saçları? Düşünceleri kadar özgür, düşünceleri kadar dağınık..

Resmin baskı aşaması bitince aslında herşeyin yeni başladığımı farkettim. O güneş alimleri hatırlattı bana, yegane varisleri. Derken yıldızlar.. Ashabı hatırlatan yıldızlar. Ve o ışığa uçan kuşlar… Ben resmimi böyle bir hissiyatla incelerken aniden işler yolunda gitmemeye başladı. Hava bir anda soğudu, gök gürledi, üzerime kara bulutlar çöreklendi ve o bulutların arasından biri belirdi. O bir.. bir şahindi! Gözlerini dikmiş resmime bakıyordu. Korkuyordum.. Şahinin gözleri resmin soyut çalışmaları üzerinde geziniyordu. Ve derken.. koca bir kahkaha attı! Hızla üzerime gelip pençelerini resmime uzattı. Elim kolum bağlanmıştı adeta, müdahele edemiyordum. “Bak evlat o ağacın üzerindeki bir baykuştur ki sağ kanadını kaldırmış ve kaşlarını çatarak kuşlara doğru bakıyor. Ağacın altındaki kocaman bir koaladır; kafasındaki rengarenk baloncuklar onu sevimli gösterse de iri bedenini kaldırıp tepesindeki okaliptus yapraklarına erişemiyor. Bu dediklerimi bir düşün” dedikten sonra kanatlarını çırparak uzaklaştı yanımdan…

Gözlerim karardı, başım dönüyordu..

Ah, dedim…

Halk beni anlamıyor!

2 Yorum

  1. Büşra Bulut |

    Merve Yüce bu çalışma günlerdir kocaman bir tebessüm oldu yüzümde…
    Çocuklar kadar fıtrata yakın,çocuklar kadar ‘deli’ çocuklar kadar özgür bir çalışma ve sanırım ben bundan dolayı bu çalışmaya vuruldum..

    Güzel olan ne biliyor musun ?
    Güzel olan kardeşliğin müziğinin,resminin,fotoğrafının,hikayesinin ve nihayetinde o ‘büyük şiirinin’ içinde şiirinin yazılması…
    İşte bu yüzden beyaz kağıda değen her şey bizi mutlu ediyor..

    Ayrıca yüreğini ferah tut Rabbimiz diyor ya ” onların çoğu bilmez”…

    teşekkürler ve devamla lütfen…

  2. Ammar Kılıç |

    hem sanatçı hem komik (iyi manada)

Cevap yazın.