HAYAT SİLMEDEN RESİM YAPMA SANATIDIR
Hayat silmeden resim yapma sanatıdır.
Çizdiğini bir daha asla silemezsin.
Hayat daksili olmayan dolmakalemle yazılmış romandır. Açıp okuyan içinde kaybolur. Ama bazı özel silgiler vardır ki istemediğimiz kişileri hayatımızdan siler. Fakat o kişi ile yaşadıklarımızı silmesi mümkün değildir.
Çizmek kolaydır.
Herkes hayata bir çizgi çekmiştir mutlaka. Önemli olan çizginin doğruluğudur, uzunluğu veya kısalığı değil. İstediği çizgiyi çekebilmiş insanlar ise nadirdir.
Bir de istediği çizgiyi çizip boyarken taşıranlarımız var. Buna halk arasında “Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek…” diyoruz. Nasıl mı?
Çok güzel bir çizgi çizeriz önce. Ama sonra beğenmeyiz belki. “Şuna bir renk katayım.” diye düşünürüz. Renksiz güzel değildir hayat. Önce kırmızıyı alırız elimize. Kalpler kırmızı olsun diye. Sonra siyahı alırız, saçları boyamak için… Ucu körelmiştir siyahın, boyarken yüzlere taşar ve kararır yüzler. İnsanlar yalan söylerler, iftira atarlar.
Yanımızda kalan bir tutam umutla doldururuz bavulumuzu ve çekip gideriz hayattan. Bizden geriye ise sadece bir fidan kalmıştır…
Fidan büyür, ağaç olur.
Yaşlı ağaç yeni nesle bizim hikâyemizi anlatır ve bir söz iliştirir hayata…
“Hayat silmeden resim yapma sanatıdır.”
1 Yorum
























Çok güzel bir hayat tarifi olmuş..
Fakat hayatı sadece tek dünyaya sığdırmak ona haksızlık anlamına gelmez mi?
Hem çizdiğimiz çizgileri ne kadar renklendirirsek renklendirelim, gölge olan karanlık bir hayattan asıl olan renkli bir hayata gideceğimizi düşünemediğimizden siyahları taşırıyor olmayalım yüzümüzle birlikte yüreğimize..
ve çekip giderken dünya hayatından, arkamızdaki fidanın yalnız kalmadığını, ahiret hayatında bizi beklediğini ve orada eski nesle hayatı şöyle anlattığını düşünebilir miyiz: “hayat silmeden resim yapma ve yapılan resme göre varlığı silinmeyecek/sonsuz bir hayata kapı aralama sanatıdır”
ne dersin yazar kardeşim diyebilir miyiz böyle?..