ANTİKALAR
Antikalar…
Orada!.. Tam orada işte!.. Tarihin tozlu sayfalarının içinde duruyor. Çekingen bakıyor bize. “Ben geçmişim” diyor.
“Senin geçmişin!..”
“Geçmişimsen gel benimle!” diyorum ve dedemin İstiklal Madalyası’nı bir kuyumcuya, sudan ucuza satıyorum.
Geçmişi satmak!..
Geçmişi bir çarşaf gibi üstümüzden sıyırıp atmak!..
Unutmak ve bir daha asla hatırlamamak!..
Geçmişten korkmak, anılardan kaçmak!..
Neden?..
Tüm bunları neden yapıyoruz?
Yoksa hayat bir ‘yağ satarım bal satarım’ oyunu mu? Arkasına bakana dayak mı atıyor?
‘Zambak sen bak. Dön arkana iyi bak.’
İyi bak ve gör!..
Antikaların muhteşem kokusunu duy, sesini işit!.. Bak neler anlatıyor!.. Dinle!..
Korkma, bu kez geçmişi ve geleceği sen kontrol ediyorsun. ‘Yağ satarım, bal satarım’ oyunundaki ebe sensin.
Yapabilirsin!
Sen de saygı duy antikalara.
Geçmişini koru, geleceğe bak!
Geçmişini hatırla, geleceğe eşlik et!
Geçmişini sev, yarından korkma!
1 Yorum
























çocuklar boylarından büyük laflar edince büyükler hep ‘nasıl da konuşuyor büyük adam gibi!’ sözleriyle onları sanki çocukluklarından sıyırmaya çalışırlar.
taltif edilen bu minikler de sonraki dönemlerde büyük olmak iyi bir şeymiş gibi onlara özenir, onlar gibi konuşmak, onlar gibi hareket etmek için uğraşırlar.
işte bu yüzden kızıyorum o büyüklere.
çocukları kendi dünyalarından koparan sözlerle onaylamalarına ve bir an önce büyümeye heveslendirmelerine kızıyorum!
çocuklar hep çocuk kalsın, acelesi yok nasıl olsa büyüyecekler diye yaşlarından büyük sözler ettiklerinde yüzlerine karşı onları taltif etmeye, onaylayıcı sözler söylemeye çekinirim.
gerçi karakter meselesi de var işin içinde ama ilerde benim gibi çabuk büyüdüğüne üzülebilirsin diye bu yaşta bu kadar ‘olgun’ olma derim
zira büyüyünce kendine kızacak o günleri arayakcaksın..
kalemi boyunu aşan yaramaz, senden ‘işte bunu 12-13 yaşlarında bir çocuk yazmış’ diyebileceğim eğlenceli bir yazı okumayı dört gözle bekliyorum!
: )