Hayy’dan gelir Hû’ya giderim..
Bismillah deyip ‘yazı’ ile başlıyorum.
(Evvelimiz Hayy, ahirimiz Hû olsun duasıyla)
..
Yazı serüvenine, 12 yaşında Filistin’e Veda filmini izledikten sonra günlük yazmaya başlayarak atıldım.
Filmin geri kalanını izleyemeyip, yazıya koyulduğumu hatırlıyorum.
Daha çok duygularımı anlatan günlüğümün bu ilk sayfasını sadakallahulazim diyerek bitirmişim. (defterimi açıp okudukça gülüyorum kendime:)
Önceleri klasik bir günlük ve Güzin ablaya dert yanma formatında olan bu defter daha sonra ufak tefek şiir denemelerime tanık oldu.
İlk şiirimi 14 yaşında babam için yazdım.
Bir gün özgüven patlaması yaşarsam(Allahualem), babamın bile görmediği bu şiiri kazara okuyucuya sunabilirim!
Birkaç şiir taliminden sonra ufak tefek deneme türünde yazılar ve dualar kaleme aldım.
Muhterem bir zatın, sahibine geri vermem için elime tutuşturduğu Ahmet Arif şiirleriyle şiire daha çok eğildim.
Filistin’e Veda filminden sonra bir nebze de olsa vicdan azabımı dindirebilmek, öfkemi haykırabilmek için yazıya başlamıştım.
Ne var ki günlüğümü açıp baktığımda, benim için 9 yıl önce başlayan bu zulmün bu gün hala devam ettiğine şahit oluyor, daha çok üzülüyorum.
Şükür ki bir süre sonra umuda ve ümmetin isyanını dillendirmeye yönelik yazmaya başladım.
Zira artık daha çok inanıyor, daha çok dua ediyorum!
..
Çocukları ve yunusları çok seviyorum.
En ‘büyük’ hayallerimden biri de bir gün yunuslarla yüzebilmek!
5-6 yaşlarındayken, yalnızca bir kez giyebildiğim, havuç yiyen tavşanlı mavi elbisemi çok özlüyorum.
Hayatımın mihenk taşlarından oluşan, her kitabın bir şahısla eşleştiği, benim için değerli bir okuma listem var.
Güzel insanlar tanıdıkça bu listenin genişlemesini umuyorum.
..
Kendimi bildim bileli bir şeyleri arar haldeyim.
Bulduğumu zannediyor sonra yine kaybediyorum.
Kendimi tekrar ararken buluyorum.
Ararken ‘kendimi buluyorum!’
Sizin anlayacağınız bulmak için değil kaybetmek için arıyorum..
“Bütün ömrümce aradığımı bulduğumda
Oturup ağlayacağım
Bir deniz kıyısında ”
..
Umutları m mı?
Aynı uçurtmanın peşinden koşan, aynı gökyüzünü paylaşan, aynı şeker için mücadele eden, çocuk kalmayı başarabilmiş kardeşlerimin verdiği heyecanla daha sıcak, daha diri!
Not: bu kısa öykü bir deli cesaretiyle, diğer yaramazların hayat hikâyelerinin okunabilmesi ümidiyle yazıldı.
Pamuk eller klavyeye, sırada kim var bakalım?
: )























