man
hediye
hediye2
hediye3
hediye4
hediye5
hediye6
hediye7
hediye8
hediye9
hediye10
hediye12
hediye11
hanzala

Kalem’in Şahitliği

      Kalem bir bayram sevinci ile coştu, yazmak için sivrildi, kelama yürüdü. Soluk soluğa kaldı, vahyin önünde durdu, kıymetini müşahede etti:”Nun, Kaleme ve onun satır satır yazdıklarına and olsun.” Rabbinin huzurunda secdeye kapandı, ardından yola revan oldu. Hangi cihete yürüyeceği hususunda mütereddit Rabbine sığındı ve onun adıyla adım adım ilerledi, hamdetti yürüdü, şükretti yürüdü. Bu cümleye gelinceye kadar “ne”den bahsedeceğini bilmiyordu kalem. Bir parça şaşkındı. Biraz düşündü, derin bir nefes aldı ve kalem oğlunun hali pür melalini anlatmakta karar kıldı.

      Mihneti ketmetmekten hayâ etti lakin bin bir çeşit fikir ve hissi ibraz etmenin muhal olduğunu da itiraf etti. Hararetle yazmayı boynunun borcu bildi ancak hangi kelimeyi intihap edeceğini bilemedi. Ağır bir yükü hissetti omuzlarında, kırılayazdı. İki damla mürekkep süzüldü gözünden. Sonra hemen toparlandı tüm hızıyla yazmaya devam etti.

     Kalem, kurşun değildi. Her an hata yapılabilecek alelade, çalakalem karalanmış bir yazıya “alet” olamazdı. Başı sonu müphem bir kararsızlığa ve baştan savmışlığa tahammülü yoktu.

     Tükenmez değildi. Her faninin o yüce kudret kalemiyle yazılmış bir zamanda mutlaka tükeneceğine iman etmişti. Tükenmezlik vasfını bir küfür addediyordu. Zira bu bir ilahlık iddiasının tezahürüydü zannınca. Modern telakkinin isminin yanına raptettiği bu meymenetsiz ismi her duyduğunda damarlarındaki mürekkep çekiliyordu evvela, sonra beynine hücum ediyordu.

    Dolma kalem de değildi. Dolduruşa gelemezdi. Kendine müdahaleden hazzetmezdi. Kalitesizliğe, ise, kire bulanmadan helalinden temiz bir hayata talipti. Hakikat, katıksız mürekkebiyle emzirmişti onu ve artık mürekkebinin son damlasına kadar bu uğurda mücadele edecekti.

    Kalem oğlu ne için yaşardı. Hakikatin şahidi olmak yahut koca bir hiç. Hemcinslerini düşündü. Medya patronlarının, ordunun, iktidarın, dünyadaki hâkim güçlerin gölgesinde Hakk’a küfredenleri düşündü. Satılmış kalemleri, hakkı haykırmaktan içtinap eden ödlek kalemleri. Neyin mücadelesini verdiğini bilmeyen, itikadının künhüne erememiş, sistemin borazanlığını yaptığının farkına bile varamayacak kertede şuursuz ve cahil kalemleri…

     Kılıç olup harp etmek istedi. Hak ile batılı birbirine mezcetmek isteyenlerle kim mücadele edecekti? Post modern algının silikleştirme, bağlamından koparma, reddetmese bile ince bir eklektizmle aslının yerine yumuşatılmış, oradan buradan aşırılıp kendisine yama edilmiş sahte bir algıyı ikame etme politikalarından ürktü ilkin, sonra Rabbine güvendi. Bunu teşhir etmeye memur kaç kalem vardı?

    Kılıç olup cenk etti kalem, dua olup yakardı, Bu yolda şehit olmayı diledi yahut hayatının son anına kadar hakkı yazan bir şahit. Acziyetini bildi hidayete talip oldu, dosdoğru yolu niyaz etti yürüdü. Onun yolunda yazmaktan büyük bir şeref ve izzet olmadığını ikrar ile yürüdü. Yazılması elzem yığınla mevzuu şimdilik üç noktanın en geniş şümulüne bıraktı. . .

4 Yorum

  1. kalemin ve yazarın kendini keşfe doğru yolculuğu güzeldi..

    tükenmez ya da dolma değil, kara kalem hiç değil, olsa olsa boya kalemi olur bu kalemin adı; Herşeye asıl rengini veren bir boya kalemi..

  2. Hey maaşallah ne güzel yazılar geliyor şu günlerde mektebe, gözümüz gönlümüz açılıyor vallahi :)

    Selman abi, dilin cidden gayet iyi, kullandığın kelimeler sırıtmıyor, yani bir “içtinap” derken de “eklektizm” derken de “bilmişlik” taslamadığın, aksine “bilginlik” yaptığın açık..

    Yazı ise belki uzatılsa daha iyi olabilirdi. Tabi ilk paragraftaki ibare kurguya dahil değilse anlık gelişen bir yazıdan bunu beklemek yazara haksızlık olur, ama, yine de insanın daha da okuyası geliyor. Bir çok şeyin bir “hulâsası” -bu bilmişlik oluyor işte :) – durumunda bu yazı..

    Ama bu haliyle dahi takdire şayan efendim :) Ellerinize sağlık..

  3. bence bu yazıyı Selman abi de kabul ederse “mektebin manifestosu” yapalım. ayrı bir sayfa açarak bunu koyalım. derdimizi çok iyi ifade ediyor. Ne dersiniz?

  4. su gibi aziz ol kardeşim!
    denir ya başucu değil başiçi kitabı, işte öyle bir metin olmuş.
    kelamle ‘sadece arkadaş’ değiliz, ona çok ihtiyaç duyuyoruz,
    arada okunacak bir yazı olmadığı için Ammar’a katılıyorum.
    manifesto değil yalnız, yazının başlığı olmalı, şehadet mürekkebi gibi!
    talebelerden ne haber bölümü gibi bir bölümde bu başlık
    ve yazı olabilir ya da orda benim eklediğim vasat yazının yerini bu derin metin
    alabilir, almalı!

Cevap yazın.