Ay: Şubat, 2010
derkenar..
teslimiyet sardım geceye
uykuya sürgün vücuduma
bir anı uydurdum
tutumsuz hayallere kelepçe vurup
kızağa çektim umutları
haykırışlarımı toplayıp gömdüm toprağa
isyanlarımı kandırdım köşe başlarında
aşka bağırdım
küstü gitti o da
yapayalnız oturmaktayım şimdi
bildiğim her şeyin
derkenarında..
hayret!
Büyümek, farkındalıkların oluşması ile başlıyor. Önceleri etkileyici ve eğlenceli geliyor. Keşfetmenin hazzı çoğaltıyor coşkuyu. Farkındalıkların farklı kıldığını hissediyorsun çağdaşlarından. Cezbediyor bu tutku.. Fakat çok uzun sürmüyor. Oluşmaya başlıyor sorulardan müteşekkil odun parçasındaki gençlik urganı. Gitmeli mi cevapladıkça artacak yoksulluğun peşinden yoksa biraz daha mı beklemeli geri dönülmeyen baharın işlediği hayat alanında?…
Yine yoksulluk kazanıyor. Yoksulluk bilinmeyenliğin/bilinmemezliğin hazzıyla çeliyor aklı. Akıl farkedemiyor bunu ve bunun üzerine inşa ediyor yeni farkındalıklarını. Sonu olmayan bir bilinmezlik çukuruna ilerliyor. Önce kirli tümsekler, sonra battıkça dönememezliğin acısı ekleniyor farkındalıklara. Bu batışın kemale erdireceği anın hazzı artıyor bu kez.
Netice mi?
Yok oluşla farkediliyor ancak varlığın anlamı..
bu yaz gelir mi?
meyveden yoksun ağaçlar
kararsız
açsa çiçek
hava soğuk
şubat 28
bu yaz hiç gelmeyecek!
kan kokuyor kaldırımlar
sokaklar çamur
havlasa mahallemin köpeği
sesi titrek
arşınlasa çamurlu sokakları
adımları ürkek
hava soğuk
şubat 28
bu yaz hiç gelmeyecek!
doldurma çayı annem
bekleme kapıda
emir büyük yerden
bu sabah çıkmayacak
osman amcanın fırınından
sıcak ekmek..
sürçülisan..
şemsiyem yoksa şiir değsin saçıma
açık alanlara düğüm vursun zenciler
kelimelerim yoksa dar gelirsin bana
bir suçu ancak mecaz temizler
titreyen parmaklarını kuşlar ötsün
hazır kahveye bulansın rüyaların
ki bir denizi tutmalı da bazen
çekmeli yorgan niyetine üzerine
kirpiklerime toz konduruyor dünya
legodan bina yapıyorlar baba!
şafak söküyor geceyi günden
günü geceye örüyor ya da…
şimdi susmak vaktidir sükûta!
Dua Şiiri’nin ikinci sahnesi
tek başına güçsüz, aciz harfler
bir sıra halinde neden ilerler
nereye giderlerse öyle
gidelim, Rabbine söyle!























